Seyyid Er Güvenç Abdal Kimdir?
Seyyid Er Güvenç Abdal, Seyyid Şeyh Numan’ın oğludur.
Seyyid Şeyh Numan ise Seyyid Sultan İsmail Etumidi’nin oğludur.
Seyyid Sultan İsmail Etumidi, Seyyid Hasan Sani (ikinci Hasan)’nin oğludur.
Seyyid Hasan Sani ise Seyyid Sultan İbrahim Mucab (Ebu Cevap ) ’ın en küçük oğludur. (on oğlu vardır)
Seyyid Sultan İbrahim Mucab, Seyyid İshak’ın oğludur.
Seyyid İshak ise Seyyid Muhammed Sani (2.Muhammed)’in oğludur.
Seyyid Muhammed Sani, Seyyid Mehdi’nin oğludur.
Seyyid Mehdi ise Seyyid Hüseyin’in oğludur.
Seyyid Hüseyin, Seyyid Hasan Evvel (1. Hasan)’in oğludur.
Seyyid Hasan Evvel ise Seyyid Muhammed Evvel’in oğludur.
Seyyid Muhammed Evvel de 7. imam Musa-i Kazım ‘ın oğlu 8.İmam Rıza’nın da öz kardeşidir.
7.İmam Musa-i Kazım ise 6.İmam Cafer-i Sadık’ın oğludur.
6.İmam Cafer-i Sadık ise 5.İmam Muhammed Bakır’ın oğludur.
5.İmam Muhammed Bakır ise 4.İmam Zeynel Abidin’in oğludur.
4.İmam Zeynel Abidin ise Hz. İmam Hüseyin ‘in oğludur.
Hz İmam Hüseyin de Allah (c.c.) ‘ın Arslanı Hz. İmam Ali ile Hz. Muhammed’in kızı Hz. Fatıma’nın oğlu, Hz. Hasan’ın öz kardeşi, Hz. Peygamber Efendimiz(SAV)’in de torunudur.
7. imam Musa-i Kazım’in (799 yılı) şehadetinden sonra evlatları Medine’den göç etmişlerdi. Bilindiği gibi büyük oğlu 8.İmam Ali Rıza devrin Halifesi Me’nun tarafından Horasan’a kerhen götürülmüştür,onun yanı sıra öz kardeşi Muhammed’de beraberinde gitmiştir.
Yine 7. imam Musa-i Kazım 2.oğlu İbrahim Mürteza Yemen’e 5. oğlu İsmail ise Mısır’a gitmiştir. Kalan 28 oğlu ile kızlarından bazıları da İran,Horasan ve Türkmenistan’a göç edip yerleşmişler ve orada Horasan Pirleri adıyla anılan topluluğu meydana getirmişlerdir.
İmam Musa-i Kazım’ın Muhammed isimli oğlunun torunlarından olan ve Ebu Cevad diye Horasan da adı anılan İbrahim-Mucab zamanın hükümdarı tarafından Horasan Valiliği görevine atanmıştır.
İbrahim-Mucab’ın hakka yürümesinden sonra valilik görevi oğlu Seyyid Musa Sani’ye,sonra onun oğlu Seyyid Muhammed Salis’e ondan da torunu İbrahim Sani’ye nakletmiştir.
İbrahim Sani’nin vefatıyla boşalan valilik onun oğlu Hünkar Hacı Bektaş-ı Veli’ye geçmesine karşılık Hacı Bektaş-ı Veli bu görevi kabul etmemiştir. Bunun üzerine Sultan İbrahim Mucab’ın on oğlundan en küçüğü olan Seyyid Hasan (Musa Sani’nin en küçük kardeşidir.) vali olmuştur.
Seyyid Hasan’dan sonra valilik görevi onun oğlu Seyyid İsmail Etumi’ye devrolmuştur. Seyyid Etumi’nin iki oğlu olmuş, ilki Dede Garkın diğeri ise Şeyh Numan’dır.
Seyyid Şeyh Numan’ın oğlu ise Seyyid Er Güvenç Abdal’dır.
Seyyid Er Güvenç Abdal, Nişabur’da doğmuştur. Babası Şeyh Numan onu Hoca Ahmed-i Yesevi Dergahına okuması için göndermişti. Yeterli bir ilim tahsilinden sonra Hocası onun Anadolu’ya gitmesini önermiş ve kösevisini atmıştır. Dut ağacından olan kösevi Gümüşhane Tortul ilçesinin Taşlıca köyüne düş ve orada yeşermiştir.
Atılan bu kösevisini takip etmek için Anadolu’ya hareket eden Seyyid Er Güvenç Abdal, Gümüşhane’nin Tortul yöresine gelmiş ve orada Şeyh Kara Ahmet’in hizmetinde bulunmuştur. Bir gün koyun otlatırken şimdiki Taşlıca Köyü’nün ormanlık bölgesinde kösevisinin bir dut fidanı olduğunu görmüş ve orayı mekan tutmuştur.(Bu dut halihazırda mevcudiyetini devam ettirmektedir.)
Şeyh Kara Ahmet, eşiyle beraber ne halde olduğunu görmek için Seyyid Er Güvenç Abdal’ı aramaya çıkmışlar. Bir akşam üzeri onu ormanlıkta bulmuşlar ve görmüşler ki iki geyiğe ağaç taşımakta ve üç ak sakallı ona yardım etmektedir. Seyyid Er Güvenç Abdal’ın sıradan biri olmadığını anlayan Şeyh Kara Ahmet ve eşi sessizce oradan ayrılmışlar. Ona arşı hata ettiklerini düşünen şeyh ve eşi kızlarından birisi ile Er Güvenç Abdal’ı evlendirmek istemişlerdir.
Şeyhin büyük kızı Emine Hatun ile izdivaç yapan Güvenç Abdal bir gün Hz. Pir Hacı Bektaş-ı Veli’nin kendisini gönül yolu ile Dergaha çağırdığını , Kırşehir – Suluca Karahöyük’e gideceğini söyler. Bunun üzerine Emine Hatun üzülür,ağlar. Evlerinin yakınında su olmadığını onun yokluğunda uzaktan su getirmesinin çok zor olacağını söylemiş.
Evlerinin su ihtiyacını Kürtü’den Görele’ye akmakta olan Harsut Çay’ından karşılamaktaydılar.onun için Emine Hatun , Seyyid Er Güvenç Abdal’ın gitmesine gönlü razı değildi.
Bu durum üzerine Seyyid Er Güvenç Abdal evleri yakınında bulunan bir kayanın dibine asasıyla vurur:
- işte suyumuz buradadır,der asasını vurduğu yerden bir pınar oluk oluk akar Hursut Çayına doğru. (Bu pınar hali hazırda akmaktadır.) Bu kerameti gören Emine Hatun eşinin ayağına kapanır ve onun gitmesine engel olmaz.
Hz.Pir Hacı Bektaş-ı Veli ile Güvenç Abdal akraba olup yakınlık dereceleri Hz. Pir’in dedesinin babası Seyyid Sultan Musa Sani ile Seyyid Er Güvenç Abdal’ın dedesinin babası olan Seyyid Şeyh Hasan kardeştirler.
Seyyid Musa Sani Horasan Valisi Seyyid Sultan İbrahim Mucab’ın büyük oğlu Seyyid Şeyh Hasan ise en küçük oğludur.
Dolayısıyla valilik makamı Seyyid Sultan İbrahim Mucab’dan Seyyid Musa Sani’ye,onun oğlu Seyyid Muhammed Salis’e ,onun oğlu Hz. Pir’in babası Seyyid İbrahim Sani’ye kadar gelmiştir.
İbrahim Sani’nin hakka yürümesiyle valilik makamını Hacı Bektaş-ı Veli kabul etmeyince Güvenç Abdal’ın dedesi Seyyid İsmail – Etumidi’nin babası , Seyyid Sultan İbrahim Mucab’ın büyük oğlu Seyyid Şeyh Hasan’a geçmiştir.
Seyyid Er Güvenç Abdal Hz. Pir Hünkare Hacı Bektaş-ı Veli ile buluştuktan sonra Dergahta hizmet etmeye başlıyor.
Günlerden bir gün Dergahtaki canlar arasında bir konu tartışılır.
• Âşık Kimdir?
• Sâdık Kimdir?
• Muhip Kimdir?
• Pir Kimdir?
Sorularını bir karara bağlayıp müspet bir yanıt bulamayan canlar bu müşkülü Hz. Pir’e götürmek için aralarından 4 soruya 4 kişi seçerek Pir’in huzuruna varırlar, seçilen 4 kişi sırayla sorularını Hz.Pir’e yöneltirler.
Hz. Hünkar soruyu soran herkese bir yer gösterip oturmasını söylermiş. Dört kişi de sorusunu sorduktan sonra Hacı Bektaş-ı Veli başka bir dervişi çağırtmış ve ona:
Bizim için bin altın nazır ayrılmış, git o emaneti getir, demiş.
Derviş:
Bu emanet nerededir? Nereye gideceğim Pir’im deyince
Hünkar:
Sen bu işi başaramayacaksın şuraya geç otur deyip başka bir dervişin gelmesini ister ve ona da:
Bizim için bin altın nazır ayrılmış, git o emaneti getir, demiş.
Derviş:
Bu emanet nerededir,kimdedir? Nereye gideceğim Pir’im demiş.
Hünkar:
Sen bu işi başaramayacaksın şuraya geç otur deyip başka bir dervişin gelmesini ister ve ona da aynı şeyleri söyler.
Bu şekilde 11 dervişi sınav eden Hz. Pir son olarak da Güvenç Abdal’ın gelmesini söylemiş.
Hünkar:
Bizim için bin altın nazır ayrılmış, git o emaneti getir, demiş.
Güvenç Abdal:
Eyvallah sultanım himmet edin,der ve nereye gideceğini sormadan destur ister.
Er Güvenç Abdal dergahtakilerle vedalaşarak Kayseri tarafına doğru yola koyulur. Bir çeşme başında durup karnını doyurduktan sonra uykuya dalar. Uykudan uyandığında ise kendisini hiç bilmediği bir yerde bulur. Pirinin himmetinin kendisiyle olduğunu anlar ve bu inançla yoluna devam eder.
“Kâle aleyhisselâm,el hasebi ve nesebi, yenkat’a illâ hasebi ve nesebi ilâ yevmü’el-Kıyâmet mâhâzâ’en nesebi-el-Seyyid’ül –Şerif, El Hasan-ı vel- Hüseyin’i vel seâdet, vel Eşref’i bagıyetu Ali Abdil – Menaf”
Peygamberimiz Aleyhisselâtü vesselâm buyurmuştur ki: “Tüm soy sopun sonu gelecektir. Yalnız benim soyum kıyâmete kadar devam edecektir. Benim soyum Hasan ve Hüseyin’imin neslinden gelen Seyyid-i şeriflerdir.”
*Prof.Gölpınarlı , 12 İmam ,syf:127
*Doç.Dr. Bedri NOYAN