NESİMİ (SEYİD NESİMİ) İMADEDDİN NESİMİ
1340 - 1418 Şirvan-Halep
Alevilerin yedi ünlü ozanından biridir. Asıl adı Ömer’dir. Ancak, Alevi çevrelerinde yaşadığı için makbül olmayan bu adı hiç kullanmamış ve adeta unutturmuştur. Bir adı da Ali’dir. Ancak en çok Nesimi adıyla bilinir. Seyyid adı, gerçekten mi yoksa öyle görünmek ihtiyaccından mı kullanımış, bilinmiyor. Hz. Ali ve Hz. Fatima’nın oğlu Hasan’dan inenlere “Seyyid”, Hüseyin’den inenlere “Şerif” dendiğini biliyoruz. Babasının adı bilinmemektedir. Şah Handan isimli bir kardeşi olduğunu şu mısrasından anlıyoruz:
“Bende sığar iki cihan; ben bu cihana sığmazam,
Gevheri la mekan benem; kevn ü mekana sığmazam” deyince
“Gel bu sırrı kimseye faş eyleme!
Han-i hası ammaye aş eyleme!”
Diyerek kardeşi Han’ı cevaplar. Bağdat karyesinden olan Nesimi köyünde doğduğu sanılır. Yine, Tebrizli, Şirazlı, Nusaybinli diyen araştırmacılar olmuştur. Kardeşi Han veya Handan Şirvan’da doğup orada vefat ettiğine göre Şirvan’da doğduğu ileri sürülebilir. Doğduğu yıl da tam olarak bilinmemekle birlikte 1340 yılında doğduğu sanılmaktadır.
Türkçeyi çok iyi kullandığı ve Türkçe şiirler yazdığı biliniyor. Kullandığı kelimelerden “gelmem” yerine “gelebilmem” , “sığmam” yerine “sığmazam”, “demem” terine “demezem” gibi fiilin geniş zamanlı olumsuz hallerini kullandığına bakılırsa dilinin Oğuz Türkçesi olduğu anlaşılmaktadır. Şu mısrasında Türkmen olduğunu açıklar;
“Arabın nutkı bağlandı dilünden,
Diyen kimdir seni ki Türkmansen?”
Türkçe şiirleri Farsça olanlara oranla daha espirili ve daha kuvvetli ifadeler içermesi de aslının Türk olduğunu tanıklar.
Alevi Bektaşi çevrelerince sevilen ve sayılan 7 ulu ozandan biridir. Varlık birliği inancına (Vahdeti vücut) sahiptir. Herşeyi yaratan tanrı, yarattıklarını kendinden yaratmaktadır. İnsanı da o yaratmıştır. O halde insan tanrının bir parçasıdır. Tanrı insanlardan en kamil olanın donuna girerek insanların arasına karışır. Hz. Ali en olgun bir insandır. Tanrı Hz. Ali donunda aramızda dolaşıyor diye düşünür. Hz. Ali’nin tanrı sayılması fikri buradan kaynaklanır. Nesimi Fazlullah Hurufi’ye de yakınlık duymuş ve onu öven şiirler yazmıştır. Nesimi çağına göre oldukça absürd bu düşüncesini şiirlerinde açıkça söyleyince bağnaz çevrelerin dikkatini çekmiştir.
“Mansur gibi benden eğer çıhdı; Ene’l Hak,
Ey hace itab eyleme uş darumı buldum.”
“Faş eyledüm cihana Ene’l Hak rümüzını,
Doğru haberdür, anın içün dara düşmüşem.”
“Gel Enel Hak sırrını meyhanede meyden işit,
Ey düşen inkara niçün münkiri meyhanesen?”
“Ger Enel Hak söylemekten dara asılsam ne gam?
Bunca Mansur’ın asılmış başı ber-dar uşta gör.”
“Zikrüm Ene’l Hak’dür benüm, doğru sözüm hakdür benüm,
Dareyn içinde gayrühü hem leyse fiddar olmuşam.”
..............
O Kadere Lanet Yazıya Lanet
Beni böyle bu hallere getiren
O kadere lanet yazıya lanet
Böyle acılarla ömrüm bitiren
O kadere lanet yazıya lanet güzele lanet
Ağla ey Nesimi sen sana acı
Bulunmaz dermanın yoktur ilacı
Bahtın kara senin kaderin acı
O kadere lanet yazıya lanet güzele lanet
Nesimi
Ey Cennetin handan güli,
Acı firakin har imiş.
Müşteka dirlik sensüzin,
Vallah ki key düşvar imiş.
Sesüz gerekmez Kün fe kan,
Ey sureti Rahman bana,
Işk ehlinin maksudı çün,
Kevni mekanda yar imiş.
Musa tecelli nurını,
Görmek temenna eyledi,
Maksudı malum oldı kim,
Hak’tan anın didar imiş.
Hak ile yar ol, yari bil,
Yad olma Hak’dan, arif ol,
Şol müddei kim Hak ilen,
Yar olmadı, ağyar imiş.
Ger tanımışsan nefsini,
Gerçek bilirsin Rabbini,
Hak’dır seninle, gam yime,
Niçün ki Hakkın yar imiş.
Mansur “Enel Hak” söyledi,
Hak’dır sözi, Hak söyledi,
Anın cezası gam değil,
Biganeden ger dar imiş.
Kalü Belanın ahdini,
Unutmazam, unutma kim,
İmanı tevhid ehlinin,
Şol ahdü şol ikrar imiş.
Münkir inanmaz ger Hak’e,
Ayb itme anı, farig ol,
Şol maniden kim münkirin,
Daim işi inkar imiş.
Hak suretinden gö yumar,
Zahid nedendür bilmezem,
Şol mekri çoh Şeytan gibi,
Hak’dan meğer bizar imiş.
Arif katında dünynın,
Mikdarı yohdur zerrece,
Mizana çek mikdarını,
Gör kim ne bimikdar imiş.
Nazmi Nesimi2nin yakın,
Allahü nur’ın şerhidür,
Ol nurı her kim bilmedi,
Bil kim nasibi nar imiş.
................
Yer ile gök yaradılmazdan evvel,
Seyyid Nesimi aşık idi ol cemale.
Hasretinden gam yer isem n’ola,
Aşıkın daim işidür gam yemek.
Nesimi’nin mekanı la mekandır,
Mekansız aşıkın Hak’tır mekanı.
..............
Bu derin manayı gör ki beyan eder Nesimi,
Felekin dili tutuldı bu ulu beyan içinde.
Her neye kim baktın ise, anda sen Allahı gör,
Kancaru kim azim kılsan, semme vechullahı gör.
Bu ikilik perdesinden geç, hicabı ref kıl,
Gel bu birlik vahdetinden bak, bu Resullahı gör.
Haccı ekber kılmak ister isen, gel ey zahid beri,
Aşıkın kalbi içinde, sen bu Beytullahı gör.