KIRKLAR CEMİ
“Hz. Muhammet olvakitkim Miraca gitti, ansızın yoluna bir aslan çıktı. Muhammet, ne yapacağını bilemedi. Gaipten bir ses geldi, ‘aslan senden bir nişan ister, hatemini çıkar ver’ dedi. Hz Muhammet yüzüğü çıkarıp verdi...”
Bir süre sonra Hazret-i Muhammet yeşil bir kubbenin kapısına geliyor. Kapıyı çalıp içeri girmek istiyor. İçeridekiler,”kimsin” diye soruyorlar. O da “ben son peygamberim” diyor. İçeriden, “var git peygamberliğini ümmetine yap bizim aramızda peygamberin işi yok” diye bir yanıt geliyor. Cebrail ona, “ben bir fakirim size katılmak istiyorum” de diye bir bilgi fısıldıyor. İçeri girip,”siz kimlersiniz” diye soruyor. Onlar,”biz kırklarız” diyorlar. Hazret i Muhammet içeridekileri tek tek sayıyor, içerde 39 kişi olduğunu fark ediyor. Soruyor, “kırkıncınız nerede” diye. Kırkıncımız Selman’dır, parsa çıkmıştır diyorlar. Bir süre sonra Selman parsadan dönüyor, bir engür(üzüm) tanesi getiriyor.
“Bunu bize pay et” diyorlar. Onlara katılması için bu sınavdan geçmesi gerekmektedir. Bir üzüm tanesini nasıl pay edeceğini bilemiyor. Cebrail,”ezip şerbet yap, şerbeti kırklara dağıt” diye bir bilgi getiriyor. Üzümü şerbet yapıp dağıtıyor. Kırklar kadehleri elden ele dolaştırıp içiyorlar, mest oluyorlar sema ediyorlar.(s.13-22) Kırkların lideri Hz Ali’dir. Muhammet’in hatemini alan aslan da Ali’dir.
Kırklar Cemi, Kızılbaş inancında oldukça önemli bir yere sahiptir. Ali Allah’tır tezinin temellendirilmesinde kullanılan bilgilerden biridir. Çünkü burada, Muhammet’in şeriatı erenler ceminde önem ifade etmemektedir. “Var git şeriatını sıradan kullarına uygula, bizde ayrı gayrı kalkmıştır, biz ehli kamilleriz” denmektedir. Şeriat dışı bütün unsurlar Kırklar Ceminde devreye girmektedir. Muhammet sınava tabi tutulmakta ve bu sınav kurulunun başı da Ali olarak bilinmektedir. Kırklar Cemi, paylaşmanın, ortaklaşmacılığın simgesidir. Din,dil, sınıf farkı ortadan kalkmıştır. sema gittiler denerek aralarında dünyevi kaygıların, ayıpların ortadan kalktığını ifade eden, şeriat üstü bir anlayışın egemen olduğu görülüyor. “Ulumuz küçüktür, küçüğümüz uludur, kırkımız birdir, birimiz kırktır”yargısı bu felsefenin eseridir. Sosyalist ortaklaşmacılığı çağrıştıran bir cemaat kurulmuştur. Sosyal statü ve sınıf farkı yok olmuştur. Ümmetin peygamberi bile sıradan bir vatandaştır. İslam öncesi Mazdeist, Zerdüşti inançların İslam içine girme denemeleridir bunlar. Taşıyıcısı da Selmandır. Kadehlerin ağızdan ağza dolaşması, bir üzüm tanesini kırkların bölüşmesi, bir kişinin eline neşter vurup, hepsinin elinin kanaması gibi motifler ortaklaşmacılığı anlatır. Alevi cemlerinde de Selman paylaşmanın sembolüdür. Ceme katılan herkesin zerrede muskal da olsa, gelen lokmadan alması gerekir.
Cemin sonlarına doğru Selman gelir;”Selman hasta, gözü parsta” diye parsa toplamaya başlar. Aldığı lokmanın tümünü bitiren, geriye hiçbir şey bırakmayan kişi cezalandırır. Bu gelenek İslam’ın fetih ve ganimet kültürünün eseri olamaz. Tarım toplumlarının eseri olan bir gelenektir