- Güvenç Abdal Hayatı & Güvenç Abdal Dernek Tüzüğü

- “Hünkâr’ın hizmetinde Güvenç Abdal adlı bir derviş vardı, er terbiyesi görmüş bir zattı. Birgün, erenler şahı dedi, gönlümde bir sorum var, izin verirseniz söyleyeyim. Hünkâr, şöyle buyurdu: Güvenç, acaba dedi, şeyh kimdir, muhib kimdir, âşık kimdir? Bize lütfedip bildirseniz. Hünkâr, hemen, Güvenç dedi, yerinden kalk, tez git, bir sarrafta bin altın nezrimiz var, al gel, dedi. Güvenç Abdal, sarraf kimdir, hangi şehirdedir demeden hemen belini bağladı, Hünkâr’ın elini öptü, yola revan oldu. Gide-gide vardı, bir şehre yetişti. Gördü ki pek büyük bir şehir. Kendi kendisine, bizim ülkede böyle büyük bir şehir yoktu, acaba bu şehir, hangi şehir, dedi. Kal’anın içi adamlarla doluydu. Gezerken bir adama, kardeş dedi, bu il, hangi il, bu şehir hangi şehir? O adam dedi ki: Burası Hindistan ülkesi, bu şehre de Delli (Delhi?) derler. Güvenç, bu sözü duyunca şaşırdı, kendi kendine, Rum ülkesi nerede, Hindistan nerede, dedi. Şehrin içinde yürümeye başladı. Sokak sokak gezerken pazara ulaştı, o yana, bu yana bakınıp giderken gördü ki, karşıda bir sarraf oturmada. Sarraf da bunu görünce hemen kalktı. Beri gel derviş diye elini salladı. Derviş, dükkana girdi, selâm verdi. Sarraf, Güvenç’e, hangi ildensin dedi. Güvenç, Rum ülkesinden, dedi. Kimin hizmetindesin deyince Güvenç, Sultan Hacı Bektaş Hünkâr’ın hizmetindeyim, bir gün bana, bir sarrafın bize bin altın nezri var, al gel buyurdu, üç gün oluyor, bu şehre geldim, dedi.
- 12 Mesaj
10 Konu - Son mesaj Gönderen: Hüseyin DEDE
GÜVENÇ ABDAL OCAĞI 1....
Şubat 09, 2010, 11:27:11 ÖS
- Alevilik Nedir Ne Değildir ?

- Alevilik, bir mezhep, bir tarikat yoksa bir cemaat midir?
Bu soruya gerçekçi bir yanıt verebilmek için, önce Alevilik için yakıştırılan, "mezhep, tarikat, cemaat" gibi sosyal ya da dinsel nitelikli sözcüklerin anlamına bir bakmak gerekir diye düşünüyorum. Tanımlamaları, Türk Dil Kurumu'nun" bir yayını olan Türkçe Sözlük'ten yapacağım.
* Mezhep : Bir dinin görüş ve anlayış ayrılıkları sebebiyle ortaya çıkan kollarından her biri.
* Tarikat : Aynı dinin içinde, tasavvufa dayanan ve bazı ilkelerle birbirinden ayrılan, Tanrı'ya ulaşma arzusuyla tutulan yollardan her biri.
* Cemaat : Bir dinden veya bir soydan olanların topluluğu
* Cemiyet : Dernek, topluluk, toplum
* Dernek : Belirli ve ortak bir amacı gerçekleştirmek için kurulan yasal topluluk, cemiyet.
* Topluluk : Nitelikleri bakımından bir bütün oluşturan kimselerin hepsi, toplum, camia, cemiyet
Sözlükte, bu sözcüklerin başka anlamları da vardır ama ben yalnızca konumuz ile ilgili olan anlamları aldım. Okuyucularım, bu tanımlardan birini kabul edebilir ya da kendi bilgi ve düşüncelerine göre farklı bir nitelemede bulunabilirler. Ancak, yukarıdaki sözcüklerin hepsi, zaman zaman çeşitli Alevi kuruluşlarını ya da Aleviliği ifade ederken kullanılmaktadır.
Aleviliğin kısa bir geçmişi
- 1 Mesaj
1 Konu - Son mesaj Gönderen: admin
Alevilik nedir? Bir din,...
Haziran 19, 2009, 06:33:30 ÖS
- Aleviliğin Tarihçesi

- Aleviliğin tarihsel süreci Bu belge, Danimarka Alevi Birlikleri Federasyonu’nun, Alevi-Bektaşi inancını, Danimarka yasaları uyarınca bağımsız bir inanç toplumu olarak kabul ettirmek amacıyla, hazırlamış olduğu belgelerin Alevi-Bektaşi inancının esaslarını içeren bölümüdür.
Dr. Ali Yaman ve Hüseyin Gazi Metin, Hasan Kılavuz, Erdoğan Aslan, Kazım Engin gibi dedelerin katkı ve görüşlerine başvurarak hazırlanmıştır.
- 40 Mesaj
40 Konu - Son mesaj Gönderen: admin
Alevilikte Dedelik kurum...
Temmuz 01, 2009, 01:48:37 ÖÖ
- Alevilik Kronolojisi

- ALEVİ-BEKTAŞİ KRONOLOJİSİ
570 Hz. Muhammed'in doğumu (20 Nisan 571)
609 Hz. Fatıma'nın doğumu (18 Ocak)
621 Mirac olayı
622 Hicret
622 Hz. Muhammed'in Hz. Ali ile Musahib olması
623 Hz. Ali'nin Hz. Fatıma ile evlenmesi
624 İmam Hasan'ın doğumu (11 Nisan)
625 İmam Hüseyin'in doğumu (25 Şubat)
632 Peygamber veda konuşmasında yerine Hz. Ali'yi atadı (23 Şubat)
632 Peygamberimiz Hz. Muhammed'in vefatı (8 Haziran)
656 Cemel Savaşı (4 Aralık)
- 1 Mesaj
1 Konu - Son mesaj Gönderen: Hüseyin DEDE
Alevilik Kronolojisi
Nisan 16, 2009, 05:47:30 ÖS
- Aleviliğin Oluşum Tarihi

- Aleviliğin tarihi Islam’ın dönemlerine dek uzanır. Hz Muhammed, sağlında kendisinden sonra islam dünyasına önderlik edecek kişi olarak Hz. Ali’yi görüyordu.
Hz. Ali, Hz. Muhammed’ den sonraki ilk müslümandı. Hz. Ali, peygamberin amcasının oğlu ve birlikte büyüdüğü, kardeşi gibi sevdiği bir kişiydi...
- 11 Mesaj
11 Konu - Son mesaj Gönderen: Hüseyin DEDE
Alevilik Nedir-Bektaşili...
Kasım 12, 2009, 03:12:28 ÖS
- Alevilik Hakkında Ayrıntılı Bilgi ve Bilinmeyenler..

- Alevilik nedir ? ,4 kapı 40 makam, Cennet-Cehennem, Hz.Ali, 3 Sünnet, 7 Farz, Bektaşilik, Lokma, Semah, Kırklar Cemi, Ehli Beyt, Hıdrellez, Aşığın ve Sazın Değeri...
- 29 Mesaj
28 Konu - Son mesaj Gönderen: Hüseyin DEDE
ALEVİLİKTE TEMEL İNANÇLA...
Mayıs 24, 2009, 03:33:43 ÖS
- HACI BEKTAŞI VELİ

- Hünkâr HACI BEKTAŞ VELİ ve ALEVİ BEKTAŞİ YOLU ve Ayrıntılı bilgi, hacı bektaşi veli kimdir, nerde doğdu , alevi mi ?
- 4 Mesaj
4 Konu - Son mesaj Gönderen: Hüseyin DEDE
Hünkar Hacı Bektaş-ı Vel...
Mayıs 30, 2009, 10:45:01 ÖS
- Ehlibeyt
[Alt Bölümler: Hz. Muhammed Mustafa(sav) | Hz. Aliyel Mürteza | Hz. Fatımatül Zehra | Hz. Hasan -ı Müçteba | Hz. Hüseyin -i Kerbela]

- Ehlibeyt
[Alt Bölümler: Hz. Muhammed Mustafa(sav) | Hz. Aliyel Mürteza | Hz. Fatımatül Zehra | Hz. Hasan -ı Müçteba | Hz. Hüseyin -i Kerbela]
Ahir zaman Peygamberi, Hz. Muhammed Mustafa, hakka yürüyeceğini anlayınca 23 Şubat 632 tarihinde Gadirhum denilen bir alanda, rivayetlere göre 80 bini kişiyi aşkın bir topluluğa, Deve semerlerinden bir mimber oluşturarak bunun üstüne çıkıp tarihi Veda Hutbesini okudu. Hz. Muhammed Mustafa, ümmetine seslenerek 2 emanet tavsiye etti. - 5 Mesaj
5 Konu - Son mesaj Gönderen: Hüseyin DEDE
Hz. Fatımat’üz Zehra (a....
Ocak 29, 2010, 02:35:41 ÖS
- 12 İmamlar
[Alt Bölümler: 1.İmam Hz.Ali | 2.İmam Hasan | 3.İmam Hüseyin | 4.İmam Zeynel Abidin | 5.İmam Bakır | 6.İmam Caferi Sadık | 7.İmam Musa Kazım | 8.İmam Rıza | 9.İmam Muhammed Taki | 10.İmam Naki | 11.İmam Hasan El Askeri | 12.İmam Mehdi]

- 12 imamlar hakkında ayrıntılı değerlendirme..
- 4 Mesaj
4 Konu - Son mesaj Gönderen: admin
Ynt: Hz. Ali'nin Hutbele...
Haziran 25, 2010, 09:29:36 ÖS
- Yedi Ulu Ozan
[Alt Bölümler: Kul Himmet | Pir Sultan Abdal | Virani | Yemini | Fuzuli | Seyyid Nesimi | Şah Hatayi]

- Yedi Ulu Ozan
ALEVİLİKDE YEDİ ULULAR
Yedi Ulular, Alevi-Bektaşi toplumu içerisinde ''Yedi Ulu Ozan'' olarak ün yapıp, verdikleri eserlerle Alevilik yolu ve erkanına ışık tutmuşlar ve bizlerin gönlünde gereken kutsal mekana oturmuşlardır. Ama şu yanlış anlaşılmamalıdır; Alevilik-Bektaşilik yolunun yazılı edebiyatına baktığınız zaman Yedi Uluların dışında da nice değerlerimiz vardır. Biliyoruz ki, bu Uluların dışında var olan ozanlarımızın eserlerinin de Hz. Ali ve Ehl-i Beyt'ine sevgi ile dolu olması, Alevi-Bektaşi yolunu ve tasavvuf felsefesini büyük bir coşkuyla işlemeleri ve bunu ustaca kullanmaları aynı hak ettikleri değeri onlara vermemize asla engel değildir.
[Alt Bölümler: Kul Himmet | Pir Sultan Abdal | Virani | Yemini | Fuzuli | Seyyid Nesimi | Şah Hatayi]
- 3 Mesaj
2 Konu - Son mesaj Gönderen: webmaster
Yemini 15. yüzyılın sonu...
Ağustos 01, 2010, 10:37:53 ÖS
- HÜNKAR HACI BEKTAŞ-I VELİ

- XIII. yüzyılda yaşamış olan Hacı Bektaş Velî hakkında objektif ve bilimsel anlamda kesin yargılarda bulunmak son derece güçtür. Bir taraftan hakkındaki kaynakların yetersizliği, diğer taraftan ölümünden bu yana geçen yaklaşık 800 yüzyıla yakın bir süre içinde tarihsel kimliğinden soyutlanarak artık tamamen bir “Ulu Kimlik” hâline gelmiş olması bilimsel değerlendirmeleri güçleştirmektedir.
Baba Resul’ün önemli halifelerinden olan Hacı Bektaş Velî hakkında, döneminin kaynaklarında hiçbir bilgi bulunmamaktadır. Onun hakkında bilinenler aşağı yukarı Velayetname’ye dayanır. Uzun Firdevsî tarafından Hacı Bektaş’ın ölümünden iki yüzyıldan sonra yazılan Hacı Bektaş Velâyet-nâme’si de Hacı Bektaş’ı tam olarak ortaya koyamamaktadır.
- 27 Mesaj
27 Konu - Son mesaj Gönderen: Hüseyin DEDE
Osmanlı Ordusu Ve Hacı B...
Ağustos 20, 2009, 03:09:05 ÖS
- ŞEMS-İ TEBRİZİ

- VUSLAT VE FİRKAT EĞİTİMİ
Hz Şems’in sağlığında yaptığı eğitim, vuslat eğitimiydi. (Vuslat eğitiminden kasıt şu: Karşı karşıya geçip her şeyi öğretmek, ceryanını ona aktarıp bilmediklerini göstermek, evreni seyrettirmek, bu bir vustal eğitimidir)
Çok hoş bir şeydi ama, sıfır noktasından geçmesi lâzımdı. Bu sıfır noktasından geçmesi için de bedensel olarak en asgâriye indi. İşte o en asgâri düzeye inipte, neredeyse öldü ölecek, kurudu kuruyacak dedikleri an, çat diye sıfır noktasından geçti ve gönlünde yavaş yavaş İlâhî Aşkı sezmeye başladı. Hikmetlerin en incesidir ki, bu seyrettiği, sezdiği AŞK’TI. Şems’in sedasını duymaya başladı.
İlk, CENAB-I HAKK’IN KENDİSİNE TECELLİSİ, ŞEMS’İN FOTOĞRAFINI GETİREREK TECELLİ ETTİ GÖNLÜNE… Bu O’na yepyeni bir dirilik verdi. Bu dirilikle o zayıf bedeninde, bembeyaz çehresinin arkasından öyle bir dinçliğe kavuştu ki cihan pehlivanı oldu bu sefer. Yani onun bedene yenilmesi, ONUN HÜCRELERE TÂBİ OLMASI TAMAMEN KALKTI ARTIK. TAM MÂNÂSIYLA BİR CİHAN PEHLİVANI OLDU. ÇÜNKÜ, GÖNLÜNE AŞK-I İLÂHÎ BİR İKSİR GİBİ AKMAYA BAŞLAMIŞTIR…
İşte ondan sonra da takdirdeki; “GEL BAKALIM, SEN BU KÖPRÜYÜ GEÇTİN, ŞİMDİ GÖNLÜNDEKİ BU İLÂHÎ AŞK-I İNSANLARA AKTAR BAKALIM” EMRİ ZUHUR ETTİ ve ondan sonra, o zayıflama, o çöküş devrinde oğluyla bile konuşmaktan imtina eden Mevlâna bir anda bütün dünyayla konuşmaya başladı. Çünkü Cenâb-ı Hakk’ın akıttığı aşk ceryanını öyle kendi kendine frenlemek mümkün değildir. İşte o sırada, Hüsamettin Çelebi ve başkaları rastladı. Vaazları oldu, sohbetleri oldu ve hiç kesiksiz dağıtmaya başladı bu sefer İlâhî sırrı. Bu dağıtım sırasında da , (pek çok öyküleri var) Mevlâna, üçüncü sayfa diye tarif ettiğim hayatında insanlara yansıyor. İlâhî Aşk Şems’e, ondan da Mevlâna’ya yansıyor…
HZ ŞEMS’İN MEVLÂNA’YA İKİNCİ EĞİTİMİ “FİRKAT EĞİTİM” DİR.
(Mânâ ilimlerinde buna Fîrkat Eğitimi, YAKAN AYRILIK denir) YAKAN AYRILIK’ta bir eğitimdir. Şems’in gitmesi yakıcı bir ayrılıkla, onu eritip sıfır noktasına getirip, ondan sonra bırakıverir tekrar gönül sath-ı mailine. İnsanları yetiştirme faslına geçti. Hayatının bu safhasında çok ilginç hâdiseler olmuştur. (Fakat bunları biraz evvel söylediğim gibi bizim kastımız Hz Mevlâna biyoğrafisi değil, bunların teferruatını okuyucularım kitaplarından okuyabilirlir) Benim çok hoşuma giden iki önemli öykü var, onları size anlatmak isterim…
Benim çok hoşuma giden iki öyküsünden bir tanesi; Konya’da saray kuyumcusu olan Selâhattin Zerkubî’nin (Zerkubî demek: Kuyumcu, altın alan, işleyen anlamına geliyor) öyküsüdür. Selâhattin Zerkubîn’nin köşe başında bir dükkanı vardı… Mevlâna bir gün 8, 10 talebesiyle o dükkanın önünden geçerken, o sırada da altın çekiçliyordu Selâhattin. Altın çekiçleme; eskiden kuyumculukta böyle silindirler gibi, altın işleyecek fazla mekanizmalar yok, çekiçlerle bir örsün üzerinde ince ince, tık tık tık… vuruşlarla vurularak bilezik haline getirilirdi. Kuyumculuğun ustalığı işte odur. Hassas bir şekilde, belli bir tazyikte vurulacak ki altın dağılmayacaktır. Böyle bir operasyon içerisindeydi Selâhattin Zerkubî. Mevlâna’yı tanırdı ama onun âşıklarından, dervişlerinden değildi, özel bir yakınlığı yoktu.
İşte tam o sırada Mevlâna oradan geçerken… bu tin tin tin… ince ince… o altının kendine has güzelliğinde, tık tık tık… o çekiçin darbelerindeki hassasiyette… ve bu ritimde, bir İlâhî cezbe buldu… Yani bir anda raks meydana geldi… Bu raks hâli dolayısıyla, dönmeye başladı Mevlâna… dükkanın önünde…
- 4 Mesaj
4 Konu - Son mesaj Gönderen: webmaster
Şems-i Tebrizî Kimdir? ...
Ağustos 24, 2010, 03:25:47 ÖS
- HIZIR

- Alevilik'te Hızır
Hızır, bugün oldukça geniş bir coğrafyada dara düşenlerin, ezilenlerin, karda tipiye tutulanların, denizde boğulmak üzere olanların, işkence görenlerin, hastaların, fakirlerin, “yetiş imdadıma ya Hızır” diyerek çağırdıkları ortak bir isimdir. Ölümsüz olduğu bilinir.
Hızır; Alevilere göre, kimi zaman bir melek, kimi zaman kurtarıcı ve yaratıcıdır. Alevi kızılbaşlar misafiri Hızır’la, Hızır’ı da Hz. Ali ile özdeşleştirmişlerdir. Alevi Kızılbaşlar. Hızır, Nebî’dir, (yani peygamberdir) Hızır, Şâh-ı Merdan Ali’dir. Ya da Hz. Ali’nin insanlara anında yardımcı olması için gönderdiği yanıbaşımızdaki temsilcisidir.
Hızır Kültü’nün izlerini Nuh Tufanı’nda, Tevrat’ta, Kur’an’da, Hz. Ali’nin kabrinin bulunduğu Necef’te, Hz. Hüseyin’in şehid olduğu Kerbelâ’da bulmak mümkündür. Yakın tarihimizde orta Asya’da Ahmet Yesevi’de, Anadolu’da da Hacı Bektaş Veli, Abdal Musa, Şah Kulu, Seyyit Battal Gazi, Hamza Baba, Pir Sultan Abdal ve Dersim’deki Düzgün Baba’da olduğu gibi Alevilerin ziyaret yerleri ve önderleri bünyeside yaşatıldığını biliyoruz.
- 1 Mesaj
1 Konu - Son mesaj Gönderen: Hüseyin DEDE
HIZIR
Nisan 16, 2009, 01:28:52 ÖÖ
- DÖRT KAPI

- 4 KAPI
“Her kim ki şeriatın on makamından birisini dahi yerine getirememişse Tarikat makamına, Tarikatın on makamından birisi dahi eksik olsa Marifet makamına , Marifetin on makamından birisi dahi eksik olsa, Hakikat makamına eremez. Ol kişi dört kapı kırk makamı eksiksiz olarak yerine getirirse ancak sırrı Hakikat’a ulaşır”. HACI BEKTAŞ VELİ (168)
Dört Kapı şunlardır:
1. Şeriat
2. Tarikat
3. Marifet
4. Hakikat
Bu her kapının on makamı vardır.
- 1 Mesaj
1 Konu - Son mesaj Gönderen: Hüseyin DEDE
DÖRT KAPI
Nisan 16, 2009, 12:51:08 ÖÖ
- DİDARA GİDENLER

- 18/04/2009 YURDAGÜL ÇOBAN-(KAYNAKÇO İSMAİL'İN GELİNİ- ERGİN ÇOBAN'EŞİ)-HAKKA YÜRÜMÜŞTÜR.
21/04/2009 GÜFER (ANA)IŞIK (GÜVENÇ DEDE'NİN KAYNANASI)-HAKKA YÜRÜMÜŞTÜR.
17/05/2009 SALİM AYDEMİR (ELİKÇO FETTAH'IN OĞLU-ŞÜKRÜ AYDEMİR'İN BABASI)-HAKKA YÜRÜMÜŞTÜR.
........2010 İKİZ CELAL OLARAK TANINAN -CELAL IŞIK -HAKKA YÜRÜMÜŞTÜR.
.......2010 ULLO HASAN OLARAK TANINAN - HASAN ULUŞAN- HAKKA YÜRÜMÜŞTÜR.
05/03/2010 URUSU ŞÜKRÜ DEDE OLARAK TANINAN -ŞÜKRÜ ŞEHİTTEPE - HAKKA YÜRÜMÜŞTÜR.
01/04/2010 KARADANO HAMDULLAH DEDE OLARAK TANINAN -HAMDULLAH KARAKOYUN- HAKKA YÜRÜMÜŞTÜR.
- 1 Mesaj
1 Konu - Son mesaj Gönderen: Hüseyin DEDE
HAKKA YÜRÜYENLER
Mayıs 22, 2009, 03:33:08 ÖS
- IKRAR NEDİR?

- İkrâr, söz vermedir. Kişinin, Allah’ı ve kendisini şahit tutarak her türlü kötülükten uzak kalacağına, iyiliklere koşacağına ahd etmesidir. Bir anlamda, ‘elest bezmi’ndeki verdiği söze sadık kalmanın dünyadaki ifadesidir. Alevî kültürde söylenen; “Yer- gök ikrar üzerine durur” ifadesi bu kavramın önemine dikkat çekmek içindir. Bu nedenledir ki ikrâr, cem törenlerinin ayrılmaz bir rüknü ve kişiyi yol’a bağlayan en önemli bağdır. Türlü meşakkatlerle dolu olan ince-uzun bu yol’a delilsiz ve ikrârsız girilmez. Bu yol’a girmeden önce ham ervah olan canlar, yol’u hakkıyla yürüyüp tamamladığında kâmil bir ruha kavuşup Hakk’ın rızasına nail olabilecektir.
- 1 Mesaj
1 Konu - Son mesaj Gönderen: Hüseyin DEDE
IKRAR NEDİR?
Mayıs 19, 2009, 04:23:06 ÖS
- YOL KARDEŞLİĞİ

- Alevilikte musahiplik çok değer verilen bir yoldur.Sunnilikte sağdıç, alevilikte musahip denir.Birbirini çok seven ve sayan birbirine itimat eden iki arkadaş musahip tutulur.Bu iki arkadaş evlendikten sonrada birbirine arkadaş kardeş olur,hanımlarıda bacı kardeş olur.Cemde pirin önünde huzuruna çağrılarak söz ve ikrar verilerek acı günde tatlı günde sağrlıkta hastalıkda birbirlerine sahip çıkacaklarına cemda bulunan pirlerine ve orada bulunan cemaatin huzurunda söz verip bacı-kardeş olurlar.
Alevilikte musahip kardeşlik, kardeşlikten önce gelir.Çünkü kardeş çocukları birbirleriyle evlenirken musahip çocukları kesinlikle birbirleriyle evlenemezler.Alevilikteki kardeş olma kurumu buna engeldir.Musahiplik Hz.Muhammed ve Hz.Ali'den bu yana devam etmektedir.Hatta Hz.Ali, Hz. Muhammedin damadı olduğu halde birbirleriyle musahip olmuşlardır.
- 4 Mesaj
4 Konu - Son mesaj Gönderen: Hüseyin DEDE
Tahtacılarda Musahiplik ...
Ağustos 13, 2009, 10:27:19 ÖÖ
- CEMİN MAKAMLARI

- Cem.cem,in Makamları
________________________________________
Cem;Toplanmak,birlik,biraraya gelmektir.Tevhid etmektir.
Makamül Cem;Şeriat kapısına tekabül eder.Herkesin katıldığı kısır cemi.
Ayn-ül Cem;Tarikat kapısına tekabül eder.İkrar verenlerin yaptıgı cem.Teslimiyet makamıdır.İslam, genel anlamda da teslim olmanın adıdır.
Cem-ül Cem;Marifet makamına tekabül eder.Toplamların toplamı.Ariflerin yaptıgı cem.Yeryüzünü mabed edinmektir.Herşey O,dur."Ete kemiğe bürünüp yunus gibi görünmektir."
Ehad-ül Cem;Hakikat kapısına tekabül eder.Muhammed-Ali makamıdır.Yani kırklar makamıdır.
- 1 Mesaj
1 Konu - Son mesaj Gönderen: Hüseyin DEDE
CEM 'iN MAKAMLARI
Mayıs 19, 2009, 04:28:53 ÖS
- Adak Cemi

- Kelime anlam ile CEM, toplanmak birleşmek bir olmak, BİRLİK demektir. "Aleviliğin kalbi cem´de atar. Aleviliğin sırır cem´de yatar" Aleviliği bütün yönleri ile anlamak cem´i anlamak, cem´i anlamak Aleviliği anlamaktır. Cemde yapılan her hareketin her sözün inançsal, kültürel, toplumsal derin anlamlar vardır. Aleviliğin bütün özelikleri cem´de toplanmıştır, dolaysı ile yüzlerce kitap konusu olan bu detaylara burada değinmek olanaksız bu nedenle cem konusuna yüzeysel olarak bir değinelim.
Cem´in inançsal kaynağı,
- 2 Mesaj
2 Konu - Son mesaj Gönderen: Hüseyin DEDE
CEM’DE ON İKİ HİZMET SAH...
Mayıs 30, 2009, 02:36:55 ÖS
- Görgü Cemi

- Alevi, İslam özünü dört kapı kırk makamda bularak, "eline-diline-beline" kuralıyla "görgü cemi"nde mürşidin talibine "dar gel, doğru söyle!" diyerek, alacağını alıp, vereceğini verip, talibin mürşidin görgüsünden geçtikten sonra, Allah huzurunda, Hz. Hüseyin yolunda aklanmasıdır.
Alevi eşitlik, kardeşlik, demokrasi, laiklik demiştir. Alevilik, bin defa mazlum olsan bir defa zalim olma demiştir. Alevilik engin bir sevgi denizidir. "Sudan duru, sütten beyazdır". Alevilik Ali’yi sevmektir. Ali dürüsttü, mertti, cömertti, yoksulun yanındaydı. Haksızın yanında değildi. Böylece, Aleviler bu nitelikleri taşımayanları, görgüsünden ceminden uzaklaştırmıştır.
- 1 Mesaj
1 Konu - Son mesaj Gönderen: Hüseyin DEDE
GÖRGÜ CEMİ
Mayıs 26, 2009, 09:25:13 ÖS
- Oniki Hizmet

- Niyaz, yüce bir makamdan herhangi bir şeyi yakararak tam bir teslimiyetle ve ihlasla istemek ve dileğini arzederek sunmaktır.
Niyazın aslı, şöyle açıklanabilir. Hz. Allah, Adem Sefiyullah’ı yarattı, alnına Muhammed Ali’nin Nübüvvet ve Velayet nurunu koydu ve Adem’e ruh üfledi. Bunun üzerine Adem aksırarak uykudan uyanır gibi uyandı. Bu sırada bir ses işitti. Adem bu sesi Allah-u Teala’ya sordu. Allah-u Teala buyurdu: “Ya Adem seni ve bütün kainatı hürmetine yarattığım benim Habibim Muhammed Mustafa ve O’nun vasisi muttakilerin imamı, benim veli kulum Ali’nin nurunu senin alnına koydum. Sen aksırınca o nurlar birbirine dokundu. İşittiğin ses odur.” Adem, “ Ya İlahi, çok sevdiğin Habibin ve dostun veli kulunu ben dahi çok sevdim. İzzet ve azametin hürmetine ve sevdiklerinin hatırı için o nurları bana göster.” Allah-u Teala, “Ya Adem sağ elinin şahadet parmağını kaldırıp tırnağına bak” buyurdu. Adem babamız bakınca, Hz. Muhammed ile Hz Ali, televizyon ekranındaki gibi göründüler. Bunun üzerine Adem babamız, “La ilahe İllallah, Muhammedün Resulüllah, Aliyyun Veliyullah” dedi. İçinden bir sevgi ve muhabbet hasıl olup aşkla iştiyakla o nurlara bakarken Cebrail, Ademin karşısında işaretle “ Ya Adem, elini ağzına götürerek takbil et (öpme veya yüz sürme) ve “Hu” diye selam ver, dedi. Adem atamız da öyle yaptı, bu davranış, ümmetine sünnet oldu ve o parmağa şahadet parmağı denildi. Günümüzde Sünnilerin camilerde kamet okununca el başparmağını tırnağına takbil ederek gözlerine sürmeleri ve şahadet getirirken baş parmağı kaldırmaları oradan gelir.
- 3 Mesaj
2 Konu - Son mesaj Gönderen: Hüseyin DEDE
NİYAZ NEDİR?
Mayıs 24, 2009, 03:24:21 ÖS
- DAR NEDİR?

- ALEVİLİKTE DAR
Dar, bir Alevinin canlara ve dedeye saygısının açıklanmasını anlatanbir duruş biçimidir. Alevilik insanı Tanrı’nın kabesi saydığından , dar insana ve insanın kişiliğinde Tanrı’ya yapılan bir saygıdır.
Alevilikte dar çeşitleri dörttür. Bunlar sırasıyla
Mansur Dar-ı/ Nesimi Dar-ı/ Fazlı Dar-ı/ Fatma Dar-ıdır.
- 2 Mesaj
2 Konu - Son mesaj Gönderen: Hüseyin DEDE
Alevilikte Dar Kavramı v...
Nisan 16, 2009, 06:58:35 ÖS
- Hızır Orucu

- Türkiye’de geleneksel hale gelen Hıdrellez ateşi, bugün ülkemizin bir çok bölgesinde yakılmaktadır. Uğur getirdiğine inanılarak ateşin üzerinden atlayanlar vardır.
Batı Anodolu’da yaşamakta olan Tahtacılar, Çebniler, Orta ve Doğu Anadolu’da Kızılbaşlar, Hıdrellez’i kutladıkları gibi, Hızır orucu tutar ve Hızır kurbanı keserler.
- 6 Mesaj
6 Konu - Son mesaj Gönderen: Hüseyin DEDE
Hızır Orucu
Eylül 26, 2009, 01:25:59 ÖS
- Muharrem Orucu

- ON MUHARREM VE KANLA YAZILAN MESAJ
Tarih 10 Ekim 680, günlerden Cuma, vakit öğleden sonra ikindi.
Yer; Kerbela,
Eli silah tutan bütün erkekler kılıçtan geçirilmişti. En son şehit de Muhammed evladı Şehitler şahı İmam Hüseyin’di. Bu Faciadan sadece İmam Zeynel Abidin kurtulmuştur. O da hastadır, çaresizdir.
Ehlibeyt kadınları etten duvar oluşturarak can pahasına korumuşlardır onu. Ve o örülen etten duvarı kıramamışlardır.
İmam Hüseyin’in vasiyeti vardır o yiğit kadınlara. Onu koruyun, zalime teslim etmeyin.
Bir tarih kana bulanmıştır, figana bulanmıştır, Kanla yazılmıştır.
O tarihten bu yana sevenleri olarak cümle alem yastadır. Alem matemdedir.
Çünkü; Hakk Muhammed Ali yoluna ikrar verilmiştir. O yol sürülecektir, o yol gidilecektir
- 8 Mesaj
8 Konu - Son mesaj Gönderen: Hüseyin DEDE
MUHARREM MATEMİ VE MATEM...
Mayıs 30, 2009, 11:19:48 ÖS
- Kurban Nedir?

- Allah’a yaklaşmak, yalnız o’nun ilah olduğunu hatırlamak, o’nun rızasını kazanmak; yani ibadet için ( Hz. Âdem’in iki oğlu, 5/27; Hz. Peygambere şükür için kurbanın emredilmesi, 6/162, 108)
insanın kurban edilmesini önlemek için ( Hz. İbrahim ve oğlu, 37/107)
sosyal yardımlaşma ve dayanışma için ( yoksulların gıda ihtiyacını karşılamak ve toplumsal yardımlaşma ve barışı gerçekleştirmek, 22/28,33;88/28; 110/97)
- 0 Mesaj
0 Konu
- Görgü Kurbanı

- 2 Mesaj
1 Konu - Son mesaj Gönderen: Yadigar
Ynt: GÖRGÜ CEMİ
Kasım 10, 2009, 08:11:15 ÖS
- Kabir Kurbanı

- 0 Mesaj
0 Konu
- Kırklar Semahı

- Semah;Alevierin ibadeti olan Cem,in ayrılmaz bir parçasıdır.Semah;Cem,in belli bir aşamasında miraçlamadan sonra bağlama işliginde kadın ve erkek canların çalınan nefesler eşliğinde birlikte yaptıkları dinsel törendir.
Semah dönmek alevilerin ibadeti olan cem içinde yapılan 12 hizmetten birisidir.Semahın kaynagının Kırklar Meclisine dayanır.
Semah,Hak ile bütünleşmenin onun varlığında erimenin adıdır.Oyun değildir.Hakka gönül verenlerin miracıdır.
- 2 Mesaj
2 Konu - Son mesaj Gönderen: Hüseyin DEDE
Anadolu Alevilerinde Sem...
Ağustos 13, 2009, 10:23:08 ÖÖ
- Sofra duası,meydan duası,süpürge duası..

- Sofra duası,meydan duası,süpürge duası..
- 2 Mesaj
2 Konu - Son mesaj Gönderen: admin
Amentü Duası ve Alevilik...
Kasım 28, 2009, 12:22:52 ÖS
- AŞIKLAR /OZANLAR

- Aşık Veysel, Karacaoğlan, Dertli Divani, Sözler, Erzurumlu Emrah, Kul Himmet...
- 57 Mesaj
50 Konu - Son mesaj Gönderen: admin
Ynt: Hatayi
Ocak 29, 2010, 11:27:53 ÖÖ
- DEYİŞLER ve DUVAZ - I İMAMLAR

- Duaz, Duazdeh’in kısaltılmış hâlidir. Duazdeh Farsça olup on iki anlamına gelmektedir.
Duaz, cem ayinlerinde söylenen ve Oniki İmamların adlarının geçtiği deyişlerdir. Duazlar bir nevi dua olarak da algılanabilir.
Bu deyişlerde Oniki İmamların yani sıra basta Hz. Peygamber ve Hacı Bektaş Veli olmak üzere Alevi ulularının adları geçmektedir.
“Allah medet ya Muhammed ya Ali
Yusuf kuyusunda zindana düştüm
Gülbankı çekilen Bektaşi Veli
Yok mu gayretiniz dermana düştüm
- 16 Mesaj
16 Konu - Son mesaj Gönderen: Hüseyin DEDE
HARABİ DEYİŞLERİ
Aralık 10, 2009, 12:38:11 ÖS
- MAKALE, KÖŞE YAZISI ...
[Alt Bölümler: MAKALE, KÖŞE YAZISI ...]

- MEDİNE VESİKASI Mekke’li Müslümanlar Nisan ayından itibaren l6 Temmuz 622 gününe dek Medine’ye Hicret ederler. Hz.Muhammed; hicretin daha ilk aylarında, Enes İbn-i alik’in evinde Mekkeli Muhacir ile Medineli Ensar’ın aile reislerini ya da vekillerini toplayarak bir “şura” oluşturur. Bu şura 23 maddelik ortak hareket etme ve Müslümanları nasıl yöneteceklerine ilişkin bir sözleşme hazırlarlar. Daha sonra bu sözleşme; Medineli Yahudileri,Hırıstıyanları, Müşrik Arapları,çeşitli Kabilleri ve tüccarlar kapsayacak şekilde ve gönüllü olarak iştiraklarıyla genişletilerek Mutabakat sağlanır ve 52 maddeye çıkarıkarak “sosyal bloklar” arasında akdedilir. “Medine Vesikası” denilen bu toplum sözleşmesi; “Medine Site Devleti”nin yapısal erkinin yazılı belgesini gösterdiği kadar, “ilk İslam Anayasası” olmasından dolayı da önem arz etmektedir. bulabileceğiniz ve paylaşacağınız bölüm.
- 14 Mesaj
14 Konu - Son mesaj Gönderen: Hüseyin DEDE
Hz.Ali'nin siyasi öğreti...
Ocak 29, 2010, 12:53:08 ÖS
- ARAŞTIRMA -İNCELEME

- Araştırma ekibimiz Gürgentepe’ye akşama doğru gelebilmiş ve Gürgentepe Belediye Başkan yardımcısının da yol göstermesiyle bir cenaze erkânına katılmamız mümkün olmuştur. Bu cenaze erkânında, kendilerinden ricamız üzerine cenaze erkânında olmadığı hâlde bize semah ve bazı diğer cem ritüellerini de göstermişlerdir. Gürgentepe’nin Akören mahallesinde yapılan erkânı Kazım Dede yürütmüştür.
Kâzım Dede’nin babasının lâkabı Yaralıoğulları olarak kabul edilmiş. Bu lakâbın hikâyesini Kâzım Dede şöyle anlatıyor:
“Ruslar, Harşit’e gelip Kürtün’ü bastığı zaman dedemin malları varmış. Rusların malları almasına karşı koymak için savaşırken kimi baltayla kimi silahla yaralanmış. Bu nedenle Yaralıoğulları ismini almışlar.”
Kâzım Dede’nin büyük dedesinin adı Mustafa, kendi dedesinin adı ise Ali. Kürtün’den gelen dedesinin adını bilmiyor. Kendi babası da dede olarak erkân yürütmüş.
Niksar Geyikgölü köyünde, Kıllıgeliş’te ve özellikle Bozören’de Güvenç Abdal Ocağından dedeler olduğunu, Malatya-Mineyik Ocağından gelenlerin ise erkânı yürüttüğünü söylüyor. Niksar’daki Güvenç Abdal Ocağı dedeleri olarak ise Gazelefe’den Deli Şıhlılar’ı örnek olarak gösteriyor. Kâzım Dede, en yakın akrabaları olarak Çolakoğulları diye anılan sülaleyi gösteriyor. Kâzım Dede, Niksar-Gazalefe’de Ali Duran isimli bir dedenin erkânı yürüttüğünü söylüyor. Kâzım Dede’nin saydığı bu köylerin bir ortak özelliği de gençlerinin genellikle köyü terk edip İstanbul’a gitmesi ve zamanla köyde yaşlı nüfusun da azalması.
Gürgentepe’de bulunan Akören mahallesinde gözleme şansı yakaladığımız erkânda bayanlar, başlarını örtünün iki ucu da öne düşecek şekilde örtüyorlar. Buna ek olarak, erkekler de başı açık ceme giremiyor. Kâzım Dede, atalarını (On İki İmam) örnek göstererek onların da başlarının sarılı olduğunu söylüyor.
- 6 Mesaj
6 Konu - Son mesaj Gönderen: Hüseyin DEDE
ALEVİ - BEKTAŞİ İNANÇ ...
Aralık 12, 2009, 09:40:24 ÖS
- KISSADAN HİSSE

- Anne Duası
•
Musa Aleyhisselam bir gün:
‘Ya Rabbi, Cennet’te benim komşum kim olacak, bana bildir de gidip onunla görüşeyim,’ dedi.
Musa Aleyhisselama şöyle vahiy geldi.
‘Falan beldeye git! Orada•çarşının başında bir kasap dükkanı var.
O dükkanın sahibi olan kasabı gör! O veli bir kulumdur.
Yalnız bilesin ki, onun çok önemli bir işi vardır. Çağırırsan gelmez. İşte
o senin cennetteki komşundur.’ Musa Aleyhisselam hemen bildirilen yere
gitti. Kasabı buldu ve ona ‘Ben sana misafir geldim’, dedi. Kasap Musa
Aleyhisselamı tanımıyordu. Ona ‘Hoş geldin’ deyip bir kenara oturttu.
Dükkandaki işi bitince de alıp evine götürdü. Evinin baş kösesine
oturtup çok ikramda bulundu. Musa Aleyhisselam, ev sahibini dikkatle takip ediyordu.
Ev sahibi kasabın ocakta çömlek içinde, et pişirdiğini gördü.
- 77 Mesaj
77 Konu - Son mesaj Gönderen: Hüseyin DEDE
Nuh ve Ali
Ocak 29, 2010, 02:26:17 ÖS
- DUYURU

- 12 HAZİRAN 2009 CUMA GÜNÜ AKŞAMI GÜFER ANANIN ELLİ İKİSİ YAPILACAKTIR.
- 1 Mesaj
1 Konu - Son mesaj Gönderen: Hüseyin DEDE
ELLİ İKİ
Mayıs 22, 2009, 03:39:36 ÖS
- Herşey Allah'tan

- "Bektaşi'nin biri her gün kasabada 'Her şey Allah'tan', 'Her şey Allah'tan' diye mırıldanarak dolaşır dururmuş. Bir gün kasabanın serseri delikanlılarından biri yine böyle mırıldanarak dolaşmakta olan Bektaşi'ye arkasından sessizce yaklaşmış, ensesine okkalı bir şaplak atmış. Canı fena halde yanan Bektaşi'nin pür hiddet dönüp kendisine ters ters baktığını görünce...
- 6 Mesaj
6 Konu - Son mesaj Gönderen: Hüseyin DEDE
Ben çaktım, O çaktı!
Ağustos 31, 2009, 09:19:15 ÖS
- SORU

- Alevilik İslamiyet içindeki bir mezhep midir?
Mezhep kelimesi Arapça olup “tutulan yol” anlamına gelmektedir. Bu anlamıyla Alevilik İslami bir mezheptir. Ancak hemen belirtelim ki İslamiyet eşittir Sünnilik veya Şiilik değildir. Yine Alevi inancına dar mezhepsel bir tanım Alevililerce asla kabul görmemiştir. “Sorma be birader mezhebimizi/Biz mezhep bilmeyiz yolumuz vardır” deyimi Alevi inancının mezhepsel tanımı astığının simgesidir.
- 11 Mesaj
11 Konu - Son mesaj Gönderen: Hüseyin DEDE
Hz. Ali ile ilgili so...
Ocak 29, 2010, 02:04:28 ÖS
- TASAVVUFİ TERİMLER

- KA'BE: Yer yüzünde Allah'a ibâdet edilmek üzere inşâ olunan ilk mâ'bed. Vuslat makamı. Kalbin Hakk'a, sevgiliye, bembeyaz ihram giyerek, yani güzel huylarla süslenmiş olarak yönelmesi. Tasavvuf erbabına göre, iki türlü Ka'be söz konusudur: Birisi Hz. İbrahim'in taştan topraktan yaptığı, çok defalar yıkıldığı halde, tekrar tekrar tamir edilen ve yeniden yapılan maddî Ka'be. İkincisi de, Allah tarafından bina edilen insan gönlü, kalbi. Bu yıkıldığı zaman yapılması mümkün değildir. O'nun için gönül yıkmamak gerek. Şunu belirtmekte yarar var: Mutasavvıflar, kalbe önem vererek Ka'be'ye gitmeyi, farz olan Hac görevini, şeriatın bir emrini ikinci plana atmış değillerdir. Eğer bu gerçek olsaydı, hiç bir sufînin, üzerine farz olan hac görevini yapmaması gerekirdi ki, tasavvuf tarihi ve velilerin biyografilerini dikkatle okuduğumuz zaman, istisnasız hemen hepsinin hac görevini yaptığını görürüz. Onların kalbe önem vermeleri, Ka'be'yi ikinci plana atar, gibi görünmeleri, gerçekte bu mânâda değildir; zira yaşadıkları hayat, bunun reel kriteridir, göstergesidir.
- 16 Mesaj
16 Konu - Son mesaj Gönderen: Hüseyin DEDE
ABDU'L-GANİ
Ağustos 31, 2009, 09:59:29 ÖS
- Güzel Sözler

- BEN İLMİN ŞEHRİYİM. ALİ DE O ŞEHRİN KAPISIDIR.
BİLGİ İSTEYEN, ALİ’ NİN KAPISINA GELSİN.
Hz. Muhammed
YA ALİ! BENDEN SONRA YOLA GİDENLER, SENİN GÖSTERDİĞİN YOLDAN GİDERLERSE SELAMETE ERERLER.
Hz.Muhammed
YA ALİ! CENNETE İLK GİRECEK DÖRT KİŞİ, BEN, SEN HASAN VE HÜSEYİN'DİR.
Hz.Muhammed
ÖLDÜKTEN SONRA DA YAŞAMAK İSTERSENİZ, ÖLMEZ BİR ESER BIRAKINIZ.
Hz.Ali
AZİM VE SEBAT, İNSANLARIN EN BÜYÜK YARDIMCISIDIR.
Hz.Ali
AZ İBADET EDİP ÇOK ÇALIŞMAK, ÇOK İBADET EDİP AZ ÇALIŞMAKTAN ÜSTÜNDÜR.
Hz.Ali
BÜTÜN KAİNAT BİRBİRİNE
SEVGİ İLE BAĞLANMIŞ,
SEVGİNİ VERMESİNİ ÖĞREN,
ÇÜNKÜ GÖNLÜN ANLASIN Kİ,
HEPSİNE YER VARMIŞ,
SEVGİSİZ İNSANDAN, DÜNYA
UNUTMA Kİ KORKARMIŞ
Mevlana
BEN İLMİN ŞEHRİYİM. ALİ DE O ŞEHRİN KAPISIDIR. BİLGİ İSTEYEN, ALİ’ NİN KAPISINA GELSİN.
Hz. Muhammed
YA ALİ! BENDEN SONRA YOLA GİDENLER, SENİN GÖSTERDİĞİN YOLDAN GİDERLERSE SELAMETE ERERLER.
Hz.Muhammed
YA ALİ! CENNETE İLK GİRECEK DÖRT KİŞİ, BEN, SEN HASAN VE HÜSEYİN'DİR.
Hz.Muhammed
ÖLDÜKTEN SONRA DA YAŞAMAK İSTERSENİZ, ÖLMEZ BİR ESER BIRAKINIZ.
Hz.Ali
AZİM VE SEBAT, İNSANLARIN EN BÜYÜK YARDIMCISIDIR.
Hz.Ali
AZ İBADET EDİP ÇOK ÇALIŞMAK, ÇOK İBADET EDİP AZ ÇALIŞMAKTAN ÜSTÜNDÜR.
Hz.Ali
BÜTÜN KAİNAT BİRBİRİNE
SEVGİ İLE BAĞLANMIŞ,
SEVGİNİ VERMESİNİ ÖĞREN,
ÇÜNKÜ GÖNLÜN ANLASIN Kİ,
HEPSİNE YER VARMIŞ,
SEVGİSİZ İNSANDAN, DÜNYA
UNUTMA Kİ KORKARMIŞ
Mevlana
- 1 Mesaj
1 Konu - Son mesaj Gönderen: Hüseyin DEDE
GÜZEL SÖZLER
Kasım 12, 2009, 03:16:15 ÖS
- internet Bilgi Arşivi

- Sitemizde arama yaparak, kullanıcıların eklediği mesajlarda istediklerinizi bulabilirsiniz, Bu Arşivler kızılbaşların sahip olduğu forumlar ve internet sitelerinden üyelerimiz tarafından eklenmişlerdir. Hiç bir şekilde inceleme yapılmamıştır. Sorumluluk Ekleyen üyelerimize aittir.
- 37001 Mesaj
37000 Konu - Son mesaj Gönderen: webmaster
Alevilerden 1 milyon kiş...
Haziran 26, 2010, 10:58:10 ÖS
Güvenç Abdal, Alevilik Hakkında Ayrıntılı Bilgi ve Bilinmeyenler - Bilgiler
37565 Mesaj 37522 Konu Gönderen: 946 Üye | Son üye: alikarali | Son mesaj: "Şems-i Tebrizî Kimdir? ..." (Ağustos 24, 2010, 03:25:47 ÖS)
En son gönderilen mesajları göster
12 Ziyaretçi, 0 Üye
Bugün En Çok Çevrimiçi: 18. En Çok Çevrimiçi: 24 (Ağustos 14, 2010, 08:51:22 ÖS)