Ana İçerik:

Sayfa: 1 [2]

Hz. Ali'nin Hutbeleri

  • admin
  • Administrator
  • Ebedi Üye
  • ******
  • Mesaj Sayısı: 152
Ynt: Hz. Ali'nin Hutbeleri
« Yanıtla #15 : Haziran 25, 2010, 09:28:14 pm »

16.  Hutbe

Hz. Ali kendisine Medine'de biat edildikten sonra şöyle bu­yurdu:

"Ben sözüme kefilim, söylediklerimi yapacağım. Önündeki bela ve olaylardan ibret alan kimseyi şüpheli şeylere düşmekten takva alıkoyar. Bilin ki mihnet ve bela (ihtilaf ve cehalet) Allah'ın nebinizi (s.a.a) gönderdiği günkü şekliyle aranıza geri dönmüştür.

Peygamberi hak üzere gönderene andolsun ki büyük imtihandan geçecek, sınanma kalburunda elenip ayrılacak ve kazandaki yemeğin (pişerken) alt-üst olduğu gibi alt-üst olacaksınız. Sonunda en aşağınız, en yüce makama erecek ve en yüceniz en aşağı makama alçalacaktır.

Geri kalmışlar ilerleyecek, öne geçecekler, (İslam'da) herkesi geçenler, ileri gidenler ise geri bırakılacaklardır.

Allah'a andolsun ki hiç bir sözü gizlemedim ve asla yalan söylemedim. Peygamber tarafından daha önce bu makamdan (biat edeceğinizden) ve bugünden (biat için toplanacağınızdan) haberdar edilmiştim.

Bilin ki günahlar, dizginleri kopmuş azgın adara ben­zer. Onlara binenler günahkârdır ve binicilerini ateşe atar­lar. Takva ise itaatkâr/ram olan bir deve gibidir ki dizgin­leri/yuları binicilerinin elindedir ve onları cennete götürür.

Hak ve batıl; her iki yolun da ehli vardır. O halde eğer batıl hükümet olursa (ilginç değildir. Zira) eskiden beri vardı, yapılır giderdi. Şüphesiz hak az olursa çoğalması umulur. Ama bir şey giderse, dönüşü nadir olur.([1])

Cennet ve cehennem önünde olan kimse, meşgul olur. (insanları cennete veya cehenneme götüren amelleri göz önünde tutar.)

(İnsanlar üç kısımdır:) Bir kısım insan acele çalışır, (salih amelleri sayesinde) kurtulur. Bir kısım insan ağır davranır, yavaşlar (ama Allah'ın mağfiret ve bağışını) ümit eder. Bir kısım insan ise günah/suç içinde (hakkı görmez­likten gelmiş), bu yüzden de ateşe düşer.

Sağ ve sol sapıklık yoludur. Doğru yol, orta yoldur. Kur'an ve peygamberlik eserleri (sünneti) de bunun şahi­didir. Resulullah'ın yolu ve sünneti de bu yoldan çıkar. Mutluluk da bu yola döner.

Haktan gayrisini iddia eden helak olur, iftira/yalan eden kaybeder. Hakka karşı koyan helak olur, Kendi makam/derecesini bilmeyene, bilgisizlik/cehalet yeter.

Takva üzere (kurulu) sağlam temel/ kök çürümez, oraya ekin ekenlerin ekini asla susuz kalmaz. (Takva üzere kuru­lu inançlar düşmanın çağrılarıyla yıkılmaz, takva üzere eki­len ekinler fitne sıcaklığında kurumaz.)

Evlerinize saklanın, aranızdaki ihtilafları Islah edin. Tövbe arkanızda duruyor. (Ne zaman günahlarınızdan pişman olur ve tövbe ederseniz, tövbe sizden uzak/ayrı değildir.)

Hamd eden sadece Rabbine hamd etsin ve kınayan sadece kendini kınasın."

 



--------------------------------------------------------------------------------

26-  Seyyid Razi bu sözün çok fasih ve akıllara durgunluk veren bir söz olduğunu beyan etmektedir.
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
  • admin
  • Administrator
  • Ebedi Üye
  • ******
  • Mesaj Sayısı: 152
Ynt: Hz. Ali'nin Hutbeleri
« Yanıtla #16 : Haziran 25, 2010, 09:28:46 pm »

17.   Hutbe

Hz. Ali, ehil olmadıkları halde halka hükmetmeye kalkışan­lar hakkında şöyle buyurmaktadır:

"Allah'ın yarattıklarından en fazla buğzettiği-sevmediği iki kişidir. Birincisi Allah'ın (günahları sebebiyle) kendi basma bıraktığı kimsedir. Bu kimse doğru yoldan sapmış; bidat sözler ve halkı saptırıcı çağrılara yönelmiştir. O halde bu kimse, kendisi vasıtasıyla fitneye düşenler için bir fit­nedir. Kendinden önce doğru yoldan gidenlerin yolundan sapmıştır ve hayattayken veya ölümünden sonra kendine uyanlar için saptırıcıdır. (Dolayısıyla) Hem kendi günahı­nın ipoteğindedir, hem de başkalarının günahını yüklen­miştir.

(Allah'ın en çok buğzettiği) ikinci kimse ise bilgisizlik­leri kendinde toplayan ve bilgisizler arasında kendine bir yer edinmiş kimsedir. (Bu kimse) fitne ve fesat karanlı­ğında (kurtuluş yolunun olmadığından) habersiz yaşa­makta ve (insanların arasını) Islah ederken kör mü kör olmaktadır. İnsan suretinde olanlar onu bilgin sayar. Hâlbuki öyle değildir. Her gün, azı çoğundan hayırlı olan şey­leri çoğaltmanın peşinden koşar, kokmuş sudan kanasıya içer ve boş şeyler biriktirir.

Halkın arasında hüküm vermek için oturur, insanları, şüpheli/bilinmez şeylerden kurtarmayı iş edinir. Kendine belirsiz bir şey sorulsa kendi görüşlerince saçma-sapan sözler ifade eder. Sonra da buna kendisi de inanır, yakin eder.

O şüpheleri örtmede ağını ören örümcek gibidir. Doğru mu yanlış mı hüküm verdiğini bilmez. Doğru hüküm vermişse de hata etmekten korkar. Yanlış hüküm vermişse doğru hükmettiğini ümit eder. Cahildir, cehalet­ler içinde birçok hata yapmaktadır. Daima önünü görme­yen develere biner (Meselelere nasıl cevap vereceğini bilememenin şaşkınlığı içindedir.) Kesin cevaplar veremez. Rivayetleri faydasız/kuru otları savuran rüzgâr gibi savurur. (Bilgisi olmadığından rivayetlerin sıhhat ve budanma dikkat etmeksizin her yerde nakleder.)

Allah'a andolsun ki kendine sorulan şeylerde hüküm vermeye gücü yok, kendisine bırakılan iş hususunda ehli­yet ve liyakate sahip değil. İnkâr ettiği (bilmediği) şeyi baş­kasının bilebileceğini tahmin etmez. Başkasının kendisinin dediğinin aksine bir ilminin olabileceğine inanmaz. Kendi­sine karanlık kalan bir şey oldu mu bilmediğini de bildiği için, hemen örter. Onun zulüm-haksızlık üzere verdiği hükümler neticesinde dökülen kanlar (hal diliyle) feryat etmektedir, miraslar zalim elinden inlemektedir (ki, haksız hükümleri neticesinde sahibine erişmemiştir.)

Cahil yaşayanları ve sapık yol üzere ölenleri Allah'a şikâyet ederim. Hakkıyla okunduğu, değiştirilmediği müd­detçe onlar nezdinde Allah'ın kitabından daha değersiz bir meta/şey yoktur. Ama değiştirilir/tahrif edilirse onlar nezdinde Allah'ın kitabından daha değerli bir şey olamaz. Onlar nezdinde iyilikten daha kötü ve kötülükten daha iyi bir şey düşünülmez.
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
  • admin
  • Administrator
  • Ebedi Üye
  • ******
  • Mesaj Sayısı: 152
Ynt: Hz. Ali'nin Hutbeleri
« Yanıtla #17 : Haziran 25, 2010, 09:28:56 pm »

18.   Hutbe

Hz. Ali (a.s) birbirlerine aykırı fetva veren -şer'i deliller üzere değil kendi görüşleri esasınca kıyas üzere fetva veren- âlimleri kına­yarak söyle buyuruyor.

"Onlardan birine hükümlerden bir hüküm gelince kendi reyince-görüşünce hüküm verir. Daha sonra aynı mesele olduğu gibi bir başkasına anlatılır, o da (öncekine) aykırı bir fetva verir. Sonra bunlar kadı'ul-kudat (başkadı)'ın yanına toplanır, verdikleri hükümleri anlatırlar. O da hepsinin hükmünün doğru olduğuna hükmeder. Hâlbuki ilahları bir, peygamberleri bir, kitapları birdir. Allah-u Teâlâ bunlara birbirine aykırı hüküm vermelerini emretmiş de, bunlar da o emre mi itaat ediyorlar? Yoksa onları bundan nehyetmiş de bunlar isyan mı ediyor? Yoksa (hâşâ) Allah noksan bir din indirmiş de bunlardan dininin tamamlamak için yardım mı diliyor! Yoksa ortak mıdırlar onunla da, onlar söyleyecek, o da razı olacaktır onlardan? Yoksa Allah-u Teâlâ tam/kâmil bir din indirdi de (hâşâ) tebliğ ve edası hususunda peygamber (s.a.a) bir hata mı etti? Hâlbuki noksanlıklardan münezzeh olan Allah bizzat şöyle buyurmaktadır: "Kitapta biz hiç bir şeyi eksik bırakmadık.”(En’am: 38)

Hakeza onda her şeyin açıklamasının olduğunu, kitabın bazısının diğer bazısını tasdik ettiğini ve onda hiç bir ihti­lafın olmadığını bildiriyor.

Nitekim şöyle buyuruyor: "Eğer o Allah'tan başka­sından gelseydi, onda çok aykırılıklar bulurlardı.”(Nisa: 82)

 

Gerçekten de Kur'an'ın zahiri/dışı güzel mi güzel, ba­tını/içyüzü oldukça derin mi derindir. İlginç şeyleri asla bitmez. Esrarı ve nükteleri sona ermez. Karanlıklar ancak onunla keşfolur, aydınlanır."
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
  • admin
  • Administrator
  • Ebedi Üye
  • ******
  • Mesaj Sayısı: 152
Ynt: Hz. Ali'nin Hutbeleri
« Yanıtla #18 : Haziran 25, 2010, 09:29:10 pm »

19.   Hutbe

"Hz. Ali Küfe'de minbere çıkmış hutbe okuyordu. Hz. Ali bu hutbesinde Muaviye ile yaptığı savaşta seçilen iki hakem mevzusunu beyan edince Eş'as b. Kays "Önce bizi hakemleri kabul etmekten sakındırdın, ama sonra kendin kabul ettin. Bu ikisinden hangisi doğrudur bilemiyorum " diye itiraf edince Hz. Ali elini elinin üs­tüne koyarak, 'Biati bozan toplumun cezası budur." dedi. Eş'as b. Kays, 'Bu söz senin lehine değil, aleyhinedir." deyince de Hz. Ali ona sert bir şekilde bakarak şöyle buyurdu:

"Hangi şey aleyhime hangi şey lehime sen ne bilirsin? Allah'ın ve lanet edenlerin laneti sana olsun ey çulha oğlu çulha, ey kâfir oğlu münafık!([1]) Andolsun Allah'a ki babanın intikamını almak için bir defa küfürde (Murad kabilesiyle yaptığın savaşta), bir defa da İslam'da (Resulullah'ın vefatından sonra mürted olup zekat vermeyen Hazremut ehliyle birlikte Ebu Bekir'in gönderdiği Ziyad b. Buseyd komu­tasındaki birliğe karşı yaptığı savaşta) esir oldun. Ne malın, ne de büyüklüğün seni bu iki esaretten kurtarmadı. Kav­mini kılıca sevk eden (hile ile Halid b. Velid'e mağlub dü­şüren) ve ölüme götüren kimseyi; yakınlarının düşman ve yabancıların da emin bilmemesi haktır (gerekir)."([2])

 



--------------------------------------------------------------------------------

[1]-  İbn-i Ebi'l-Hadid ve Şeyh Abduh yazarlar ki: Eş'as İmam'ın ashabı arasında, Resul-u Ekrem'in ashabı arasındaki Abdullah b. Ubey gibidir. Her ikisi de kendi dönemlerinde münafıkların önde gelenlerinden idiler. Hz. Ali'nin hilafeti döneminde baş gösteren tüm belaların kaynağı Eş'as idi. Hatta Nehrevan Savaşı dahi onun fitneleri yüzünden çıkmış ve Leylet'ül-Harir (Sıffin'de Muaviye'nin ordusu yenik düştüğü gece)'de yaptığı konuşmaları casuslar Muaviye'ye iletmiş, Muaviye de bu nedenle Kur'an'ın mızrakların ucuna geçirilmesi fikrini benimseyerek böyle bir hileye başvurmuştu. Böylece Hz. Ali (a.s)'ın Eş'as ile neden bu denli sert konuştuğu açıklığa kavuşuyor.

      Şunu da hatırlatalım ki İmam Hasan (a.s)'ı zehirleyerek şehit eden eşi, Eş'as'ın kızı idi.

 

[2]-  Seyyid Razi'nin bu hutbenin sonundaki açıklamasını paran­tezlerde aktardık
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
  • admin
  • Administrator
  • Ebedi Üye
  • ******
  • Mesaj Sayısı: 152
Ynt: Hz. Ali'nin Hutbeleri
« Yanıtla #19 : Haziran 25, 2010, 09:29:36 pm »

Hz.Ali'nin Hutbelerinden 20.si

>> 20. HUTBE

Hz. Ali bu hutbesinde insanları gafletten uyandırmaktadır.

"Gerçekten de siz, içinizden ölen kimselerin gördü­ğünü görseydiniz feryat eder, inleyip sızlardınız; korkar dinler, itaat ederdiniz. Ama onların gördüklerini göremi­yorsunuz, onların gördükleri şey örtülüdür sizlere. Ama yakında kaldırılacak o perde. Gerçekten sizler görücü olursanız sizleri görücü kıldılar; duyucu olursanız, sizleri duyucu kıldılar; Hidayeti kabul ederseniz, sizlere hidayet et­tiler! Gerçek söylüyorum; şüphesiz ki ibret verici şeyler açıklandı, zahir kılındı size. Sakıncalı şeylerden de men edildiniz. Gök elçilerinden (meleklerden) sonra da Allah'ın hükümlerini ancak bir insan tebliğ eder, ulaştırır size. (Meleklerin gelip de size ilahi hükümleri tebliğ etmesini bek­lemeyin.)"
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Sayfa: 1 [2]
Gitmek istediğiniz yer: