Ana İçerik:

Sayfa: [1]

GÜVENÇ ABDAL YOLUNUN SÜRÜLÜŞÜNE AİT NOTLAR

GÜVENÇ ABDAL YOLUNUN SÜRÜLÜŞÜNE AİT NOTLAR
« : Mayıs 30, 2009, 02:33:53 pm »

YUNUSEFENDİ KÖYÜNDE BEKTAŞİ TARİKATI
GÜVENÇ ABDAL YOLUNUN SÜRÜLÜŞÜNE AİT NOTLAR                                                                                                                                                                                                                                   

 Musa BAYRAK*

ÖZET
Bu yazıda Yunus Efendi köyünde yapılan cemler ve cemlerin çeşitleri, musahip olma süreci ve kurbanlar, yapılan gözlemler sonucu ayrıntılı ve bilgilendirici bir biçimde ele alınmış ve incelenmiştir. Yazının son bölümünde ise Yunus Efendi Köyündeki itikatlar ve bunların açıklamaları yer almaktadır.
ABSTRACT
In this writing the Cems practised in Yunusefendi village the types of Cems the process of “musahip olma” and sacrifies are studied in detail after some observations. Strong beliefs in Yunusefendi Village and their explanations are presented in the last part og tis writing.
Anahtar Kelimeler: Güvenç Abdal, Yunusefendi Köyü, Musahip, Cem.
Key Words: Güvenç Abdal, Yunusefendi Village, Musahip, Cem.

Hacı Bektaş Veli dervişlerinden Güvenç Abdal Ocağına bağlı süreğin Yunusefendi köyünde sürülüşünün kısa hikâyesini anlatmaya çalışacağım. Himmet pirimden ola!
Her ne kadar Bektaşi erkânlarının açılış tarzı her yerde aynı ise de biz kendimizi anlatalım. Çünkü bu süreğin diğer bir adı da Nazemi Tarikatı olup en ince yol anlamına gelmektedir. Bizde de bu sürek sürülmektedir. Üç çeşit cem vardır: Kırkların cemi, İrfan cemi, Üryan cemi.
Bizim burada sürek olarak tafsilatıyla anlatacağımız Kırkların cemidir. Bir fikir olsun diye diğerlerine de kısaca değinelim.

1. İrfan Cemi
Cemaat, kırklar cemini normal olarak bitirip dağılırken dede-baba bu ceme aşina ve ehil olanları seçer, oturtur. Normal Muhabbet Kapısı açılır. Zâkirler deyişler çalıp söylerler. Herkes sofrasında oturmuştur, demlenilir. Sofrada musahipler bacılarıyla birlikte bir arada otururlar. Semah kapısı açıldığında dede dua eder. Aynı sofradakiler birlikte semaha kalkarlar, niyaza düşüp, dualarını alıp otururlar.
Burada da normal cemdeki gibi birleme yapılır. Herkes birbiriyle helalleşip ayrılır. Burada dikkate değer olay; en ufak bir taşkınlık yapan, kendini taşıyamayan biri olursa onun cemden çıkartılarak cezalandırılmasıdır.
2. Üryan Cemi
Bu cemi şu anda pek uygulayan olmadığı gibi bilen de bulunmamaktadır. Biz konumuz olan Kırklar cemini anlatmaya çalışalım.

3. Kırkların cemi
Cemde Görev Alanlar ve Görevleri
Cemdeki görevlerin her biri birer erkek tarafından yerine getirilebileceği gibi birkaç görevi aynı anda bir erkek de yerine getirebilir:
1. Rehber + Dede + Baba: Cemiyet ile hizmetlerini yürüten, duasını eden yetkilidir. Mürşitten icazetlidir.
2. Çarıkçı: Cemiyete katılanların ayakkabılarını düzenler, sahiplerine verir.
3. Çırağcı: Cemiyetler ışıkta yapılır. Oranın aydınlatılması onun işidir. Çırağı yakarken Allahü nurussemavati vel’ard ayeti okunur. Böylece ceme Kur’an’la başlanmış olur.
4. Gözcü: Dededen sonra sorumluluğu en ağır olandır. Meydandaki canları takip edip durumlarını gözetmek, cemiyeti doğru şekilde yapmalarını sağlamak da onun görevlerindendir. Cemaatin sorgusunu sorup cevabını alır. Dede sadece dua eder. Dede, yaptığı bir kusurdan sonra düşkün (yol dışı) olursa gözcü onun sorgusunu, yargısını yapıp yola koyabilir. Gözcünün aynı duruma düşerse bu müşkülü dede görüp gözcüyü yola alamaz, onu mürşide havale eder.
5. Kurbancı: Cemiyette kesilecek kurbanları kesip pişirmek ve orada hazır bulunan cemaate aynı ölçüde dağıtmakla mükelleftir.
6. Saki ve Abdestçi: Cemaatten cem esnasında susayanlara su dağıtmak, ceme başlama abdestini aldırmakla mükelleftir.
7. Meydancı ve Süpürgeci: Cem evini cemden önce ceme uygun şekilde düzenler, cemden sonra temizler, siler, tertipler, bırakır.
8. Zâkir: Görevi, çalgı çalmak ve nefes okumaktır.
9. Samahçı: Bizde ayrıca biri görevli değildir. İsteyen semaha kalkar. Burada da gözcünün, akranların, musahiplerin bir arada semaha kalkmalarını gözetme vazifesi vardır.
10. Kapıcı
Cem evi hazırlanıp görevliler yerlerini aldıktan ve dede postuna oturduktan sonra gelen talip, dedenin huzurunda sağ ayak parmağı sol ayak parmağının üstünde, sağ eli kalbinde olmak üzere önde erler, arkalarında bacılar olmak kaydıyla dara durup giriş duası alır, dede postuna niyaz ederek yerlerine otururlar. Bu şekilde canların toplandığına kanaat edildiğinde çırağcı çerağı yakar, ışık duası edilir. Nur sûresinin 35. ayeti olan Allahü nurussemavati vel’ard okunur. Bu duadan önce, dede tarafından beline yeşil kuşak sarılır. Duasını bitirince şu beyti okur:
Bismi-Şah Allah Allah…
Çün çerağ-ı fahr uyandırdık Huda’nın aşkına
Seyyid-ül-kevneyn Muhammed Mustafanın aşkına
Saki-i Kevser Aliyyel-Mürteza’nın aşkına
Hem Hadice Fatıma Hayrunnisa’nın aşkına
Şah Hasan Hulki Rıza hem Şah Hüseyn-i Kerbela
Ol İmam-ı Etkiya Zeynel’aba’nın aşkına
Hem Muhammed Bakır ol kim Nesl-i pak-i Mürteza
Cafer-üssadık İmam-ı Rehnüma’nın aşkına
Musa-i Kazım İmam-ı ser firaz-ı ehl-i Hak
Hem Ali Musa Rıza’yi Esfiyanın aşkına
Şah Taki ve ba Naki hem Hasan’ül’askeri
Ol Muhammed Mehd-i Sahib-Liva’nın aşkına
Pirimiz Hünkârımız Bektaş Veli’nin aşkına
Haşre-dek yanan yakılan aşıkan’ın aşkına
Daha sonra dara durur, duasını alıp oturur. Bu, cemin Kur’an’la başlamasını gösterir. Bundan sonra meydana zâkirler gelir. Ehlibeyt ve İmam Hüseyni zikreden en az üç deyiş ve duaz söylenir. Bittiğinde dede tekrar dua eder. Gözcü niyaz ederek asasını eline alıp meydana gelir. Duasını alır:
Darınız duanız kabul ola, muratlarınız hasıl ola, Pirden nazar ola, Gözcü Karaca Ahmet’in himmetleri üzerine hasıl ola, Hazreti Mikailden şefaat bulasın.
Gözcü cemaate dönerek sorgusunu sorar ve vazifeye başlar:
Ey ehli cem, eşikten içyüze bulunan Mümin-Müslim sofu canlar, ana bacılar; yolunuza, izinize, ikrarınıza, imanınıza ne hallisiniz, neçe berisiniz, çekişmiş, dövüşmüş, hatır gönül yıkmış, derdi olan söylesin, isteği olan varsa meydana gelip istesin, burası er meydanı, burası pir meydanı, burası var meydanı, burası kar meydanı. Eksiğiniz varsa dolduralım, ağlattığımız varsa güldürelim.
Burada ceme katılan canlar ve cem ehli hep birlikte ahiret sorgusundan geçer. Gözcü sorar: Dua alacak olan varsa meydana gelsin duasını alsın. Bu duaya görgü duası denir. Bir şekilde cemiyete gelmekte mazur olanlar ve gelemeyenler dua alıp görgüden geçmiş olur.
Dua almak isteyenler dedenin huzurunda meydana gelip musahipleriyle birlikte arkalarında bacıları olduğu hâlde dara dururlarken dede cem ehline döner; Ey sofucanlar, ana-bacılar; bu canlar dara durdu, bu dardaki canlardan bir dileği isteği olan var mıdır? cümlesini üç defa tekrarlar.
İstekli çıkmaz ise birbirlerine niyaz verirler. Dualarını alırlar. Dedenin postuna ve eline niyaz edip geri geri giderek huzurdan ayrılırlar.
Canlardan istekli olan çıkarsa dardaki sofu canlar oldukları yere oturtulur. İstekli de meydana, huzura gelir. İstekliden sorulur. Her iki taraf dinlenilir. Cem ehli olanlar aralarını bulurlar. Bu defa hepsi birden dara kaldırılıp tekrar cemaate; bunlardan bir dileği, isteği olan var mıdır diye tekrar sorulur. İstekli çıkmayınca hepsine birden dede dua eder, birbirlerine niyaz verip postu ve dedenin elini öperek huzurdan ayrılırlar.
Bu yargılama esnasında taraflardan herhangi biri hiçbir şekilde uyuşmaya yanaşmaz, cem ehlini ve cemaati dinlemezse toplumdan atılır. Cemaatin dediğini kabul eden cemde kalır.
Yukarıda anlatılan görgüden geçen canlar cemiyete girmeye hak kazanır. Cemin akışı içinde bu sorgu ve görgü faslı bitip cemaat ibadete başlamadan önce dede zaruri ihtiyaçlar için on dakika eşik-beşik molası diyerek cemaati serbest bırakır.
Mola süresi bitiminde gözcü, içerikli olanlar gelsinler diyerek talipleri çağırır. Bundan sonra cem bitene kadar içeriden çıkmak yoktur.
Sorgu ve görgü faslından sonra kesilecek kurban varsa meydana gelir. Kurbanları şu şekilde gruplandırmak mümkündür:
1. Toplumun birlikte kestikleri kurbanlar: Nevruz kurbanları, Bayram kurbanları Birlik kurbanları, Mürşide kesilen kurbanlar.
2. Fertlerin tek tek kestikleri kurbanlar: İkrar- musahiplik kurbanları, Adak kurbanları, Vefat- kabir kurbanları.
Kurbanların isimlerinden ne maksatla kesildikleri anlaşılmakla birlikte, özelliği dolayısıyla musahiplik-ikrar kurbanlarının ayrı bir niteliği vardır. Kendisi kurban sıfatında ve şuurunda olmayanın kurban kesemeyeceğine hükmedilir. Çünkü kurban, kesenin yerine kurban olmaktadır. Hz. İsmail kurban sıfatında olmadan Cebrail, koçu onun yerine kurban getirmemiştir.
İkrara girecek olan canları rehber önceden hazırlar. Abdest aldırır, temizlenip temiz elbise giydirilir. Musahip olacak canlar dedenin huzuruna gözcü tarafından el ele getirilir. Dede cem ehlinin huzurunda bunlara musahipliği ve onun müşküllerini anlatır: Bunlara üç cem müsaade edilip gidin, gelin, düşünün, taşının. Bu işin sonradan dönmesi, çıkması, vazgeçmesi olmuyor. Nefsinize zor geliyorsa kurban kesip ikrara karışmayın, yok her zorluğa katlanıp musahip olmaya karar verdiğinizde üç cem sonra gelir kurbanınızı keserek ikrara girersiniz denir.
İkrara girecek olan canları gözcü el ele tutuşturarak dedenin önüne oturtur. Dede ikrar verecek canın ruh hâlini, karakterini cemdekilerden sorar, onlardan aldığı müspet cevap üzerine ikrar verecek canlara dönerek bu yolun zorluğunu, meşakkatini, giydiğinin ateşten bir gömlek, yolun demirden bir leblebi olduğunu anlatır:
Gelme, gelme… Dönme, dönme… Gelenin canı, dönenin malı…
Musahip olacak canlar da her müşkülata hazır olduklarını, bütün varlıklarından, can ve başlarından İmam-ı Hüseyin ve Kerbela yolunda fedakârlığa hazır olduklarını beyan ederler. Dede kendilerinden kefil ister. Huzura gelen kefilde niyaz ederek ehli cem huzurunda musahip olacaklar ile birlikte and içerler. Dede kendilerine aşağıdaki duayı yapar:
Besmeleyle; Ya eyyühellezine amentü billahi tevbeten, nusuben, innellezine yubeyinelce, inne ma yubeyinillahe, yedullahi. Fevka ehdihin femen nekese fe innema yenküsü ala nefsihi, femen evfa bima ahede. Aleyhullahe feseylühü cenen azim. Sadakallhül aziym.
Ey ehli talip geldiğin Ali yolu, durduğun Mansur darı, gördüğün Hak didarı, Hak cesedinize can, Kalbimize iman, söylemeye dil, tutmaya el verdi. Ağız talip, dil mürşittir. Gördüğünüz meydanın, sakladığınız sizindir.
Siz bu yola canı, baştan geçip kurbanınızla geldiniz. Rahi hak dediniz. İmam Hüseyin’in katarına dizilmek dilersiniz. İmam Cafer buyruğuna uyarak sevme dediğini sevmeyip Teberra, sev dediğini sevip tecella ettiniz mi? Talipler Eyvallah der. Dede devamla; tecellanız temiz, yüzünüz ak ola.Hak Muhammet Ali, Pirimiz Hünkar Hacı Bektaş-ı Veli ikrarlarınızı daim eyleye, münkire münafığa dalatmaya, şeytanın şerrinden, münkir-münafık mekrinden muhafaza eyleye, kötülüklere eş etmeye, hizmetiniz hakka, özünüz dergahta ola. Ehlibeyt On İki İimamlar gözcünüz bekçiniz ola…İle ahir
Bundan sonra diğer hizmetlere sırasıyla devam edilir. Cem ehline abdest aldırmak üzere ibrikleriyle birlikte sakiler huzura gelerek dara durup dualarını alırlar.
Suya selman, mülke Süleyman, gele on iki imam Allah Allah (3 defa). Darınız duanız kabul olsun pirden nazar olsun. Döktüğünüz sular, alınan abdestler kırklar meydanında alınan abdestler gibi olsun. Döktüğünüz sular cehennem ateşi söndürsün.
Sakiler cemaate tek tek su dökerek abdest aldırırlarken dede, bu arada cemaatle birlikte Allahümmeselli alaseyyidina Muhammedin ve ala Ali Muhammed diye dua eder. Sakiler birbirlerine de abdest aldırdıktan sonra dara durup dualarını alarak ceme karışırlar.
Gözcü, bütün cemaati Ganiye Şah, Muhammede Salâvat diyerek ayağa kaldırır. Canlar dedenin önünde sırayla ve yan yana dizilir.Gözcü en önde cemaate seslenir: “Ey cemaat, birbirimizden hoşnut ve razı mıyız?” Cemaat de evet anlamında üç defa Allah Allah der.Hep beraber secdeye varılır. Cemaat secdedeyken dede söyler: Hak Teala cesedimize can, tutmaya el, erenler evinde pir yamacında ne dediniz neye geldiniz? Cemaat, cevaben Allah Allah der. Dede, Doğrulun bakalım, der. Cemaat niyaz ederek diz üstü gelir.
Gözcü, cemaate, Eşinizle, peşinizle, yarınızla, yoldaşınızla ne hallisiniz, neçe berisiniz, diye sorar. Cemaat de cevaben üç defa Allah Allah der.
Dede cemaate dönerek; Ey ehli cem, gözcü baba sizden vekâleten dil alıp dil veriyor. Yoluna, izine, ikrarına, imanına doğru gelip doğru gidenin ayak turabı baş tacıyım diyor. Sizin Gözcü babadan bir isteğiniz bir dileğiniz var mıdır? der. Cemaat, cevaben Allah Allah der. Tekrar secdeye varılır. Bu esnada dede gözcünün sırtına; Evvela bir Allah, Ya Muhammed, Ya İmam Ali, Ya İmam Hasan, Ya İmam Hüseyin, Düldül, Zülfikar aşkına, deyip pençe çalar. Cemaate dönerek, doğrulun bakalım, der, cemaat ayağa kalkar, hep birlikte dara durulur. Tövbe istiğfar getirilir. Dedenin okuduğu duayı cemaat de tekrarlayarak duaya iştirak eder.

Tövbe Duası
Euzubillahiminessemiunalim, bismillahirrahmanirrahim. La feta illa ali Seyfe illa Zülfikar, la feta illa billahil Aliyyelazim.Nesrun minallahi fethun ganibun beşerel müminine, ya Allah, ya Muhammed, ya Ali pirimiz üstadımız Hünkar Hacı Bektaş-ı Veli. Allah bir Muhammed Ali’ye bağlıdır başımız. Diyelim cemi cümle günahlarımıza tövbe ya Rabbi estağfurullah, tövbe ya Rabbi estağfurullah, estağfurullah. Ya Rabbi ilahi ya Rabbi eğer bizden kelime-i küfür, din-i küfür ve hata ve şirk ve melayani elimizle, dilimizle, belimizle, cemi azalarımızla her ne kadar kelime-i küfür olduysa biz onların cemi cümlesine nadim olduk, pişman olduk, tövbekar olduk, tövbe ya Rabbi estağfurullah, tövbe ya Rabbi estağfurullah, estağfurullah. Ellerimizle aldık, gözlerimizle gördük, ayaklarımızla yürüdük, helal yedik, haram yedik, İmam Hüseyin’in darına durduk hayırlarımızı öne aldık, şerlerimizi geri attık, nadim olduk, pişman olduk, tövbekar olduk, tövbe ya Rabbi estağfurullah, tövbe ya Rabbi estağfurullah, estağfurullah. İmam Hasan, İmam Hüseyin balkır deyip nur ise, İmam Zeynel sır içinde sır ise, eğer şu gönlümüzde bir kin kibir var ise tövbe ya Rabbi estağfurullah, tövbe ya Rabbi estağfurullah, estağfurullah.Muhammed Bakırın izinden çıkma, İmam Caferden yükünü yükle, ey şaşkın sanmayalım ki şu yalan dünyada kardır hatır gönül yıkma, tövbe ya Rabbi estağfurullah, tövbe ya Rabbi estağfurullah, estağfurullah. Musahibim Musayi Kazım, hak imam Rıza’ya bağlıdır özüm, eksik noksan işerin hepsi bizim, tövbe ya Rabbi estağfurullah, tövbe ya Rabbi estağfurullah, estağfurullah. Şah Taki ile Naki emeklerimizi vermeye zaya, evveli ahiri kem sözlerimize, kem huylarımıza tövbe ya Rabbi estağfurullah, tövbe ya Rabbi estağfurullah, estağfurullah. Hasan Ali askerin gülleri bite, gele mehdi gönlümüzün gamını ata, söylenen gıybete tövbe ya Rabbi estağfurullah, tövbe ya Rabbi estağfurullah, estağfurullah. Derviş Süleymanım Bağdat, Basıra, bak şu kem zamana bal şu asra, sen keremler şahısın ey ilahi ya Rabbi estağfurullah, tövbe ya Rabbi estağfurullah, estağfurullah. Hizmet eyledik pirden uluya, ikrar verdik hak Muhammed Ali’ye, medet Mürvet deyip geldik kapına bir Allah Allah.
Dede dua eder:
Allah Allah, Allah Allah hizmetlerimiz kabul ola, muratlarımız hasıl ola, hizmetinde bulunduğumuz erenler evliyalar gözcümüz bekçimiz ola.Birler, üçler, beşler, yediler, kırklar, on iki imamlar, on dört masumu paklar, on yedi kemerbestler cümlemize nazar eyleye.Hak erenler gecelerimizi kadir, gündüzlerimizi bayram eyleye, bulanık sulara bastırmaya, gözlerimizden kanlı yaşlar döktürmeye…İla ahir
Tövbeden sonra tekrar secdeye gidilir, kalkılır, cemaat birbirine kenetlenir. Dedenin duasından sonra bu fasıl biter.

Erkân ve Erkândan Geçme
Bilindiği gibi Bektaşi cemlerinde çoğu yerde el pençe çekilmekle beraber bizim cemimizde Cennet’ten gelen Tuba ağacının dalından olduğuna inanılan  erkândan geçme büyük bir önem taşır ve yer tutar.
Hz. Peygamberin Miraç’tan dönüşünde Hz. Ali ile musahip olmasında Allah, Cebrail’e: Git, Cennet’teki Tuba ağacından bir dal al, adı Tarık olsun, bunlara çal, dedi. Cebrail Cennet’e gitti, Tuba ağacından dal almak isteyince ağaç, dallarını yukarı kaldırıp vermek istemedi. Cebrail’e: Git Allah’a söyle, bu dalın altından geçene, suyundan içene Cehennem azabı, Cehennem şiddeti çektirmesin,  dedi. Cebrail, Allah’a gitti, isteği anlattı, müspet cevapla tekrar Tuba ağacına geldi. Bu sefer Tuba ağacı dalı verdi, o da Tarık olarak çaldı. Erkân olayı bundan kaldı.
Erkândan geçme olayını kelimelerle anlatmak mümkün olmasa da bir fikir olması bakımından konuyu biraz açalım: Dede erkânı meydana getirir. Bu sırada gözcü kucağında postla oturur. Canlar, emsali ve musahipleriyle Gözcünün kucağına başları gelecek şekilde yere uzanırlar. Bacılar da erlerin ayaklarına niyaz eder vaziyettedirler. Dede, sağ elinde tuttuğu erkânı omzuna yaslayarak canların sağ taraflarından sol eliyle işaretle insandaki sıfatları gösterir:
“Başında taç
Alnında Zühre yıldızı
Kaşında kütnetül kalem
Gözünde nur
Yüzünde hayâ
Ağzında Kur’an
Omzunda kiramen kâtibin melekleri
Kolunda kuvvet
Göğsünde iman
Belinde besnei kemer
Göbeğinde kadef duası
Dizinde zikrullah
Ayağında kadem
Hâl erenler hâli, yol erenler yolu, gafil olma değen üstat elidir. Nefesi tarikat, imanı hidayet, hidayeti Ali, pirimiz Hünkar Hacıbektaşı Veli.
Evvela bir Allah,
Ya Muhammed,
Ya Ali,
Ya imam Hasan,
Ya imam Hüseyin, düldül, zülfikar aşkına, Tarık altından geçene, suyundan içene, Cehennem azabı Cehennem şiddeti göstermeye, Allah kulum diye, Muhammed ümmetim diye, Ali talibim diye, seve sevindire, bermurat eyleye.” diyerek duasını edip canlara erkânı çalar. Aynı şekilde bütün canlar erkândan geçer. Erkândan geçenler köşe diplerine yüzleri meydana gelecek şekilde sıra olurlar. Gözcü herkese tek tek: Verelim Muhammede Salavat,  diyerek niyaz verir. Sonunda “Destur, oturun.” diyerek erleri bir sırada oturtur.
Bu arada bacılar ayaktadır. Gözcü cem anasının elinden, o da tek tek bacıların elinden tutar. Ana, bacılara niyaz vererek erlerin önüne oturtur. Bu sırada gözcünün öncülüğünde hep birlikte Hak la ilahe illallah, hak Muhammeden resulallah, hak aliyül veliyullah, veliyul aliyullah, hak mürşidi kamilsin ya resulallah denilir. Sıra dökümüyle birlikte bütün bacılar da oturmuş olur.
El hizmeti yapılır, âşıklar duazlar söylerler, arada da dede dua eder. Ehlibeytin ismi geçtiğinde yan yana sıra hâlinde bulunan canlar birbirlerine, bacılar da hem birbirlerine hem de erlerin eline niyaz ederler. Bu hizmetin anlamı, bacıların Hacı Bektaş-ı Veli’ye ait yeşil eli aramalarıdır. Bu hizmet de dedenin duasıyla son bulur.
Semah kapısı açılır, ilk önce gözcü ve bir er iki bacıyla birlikte semaha kalkar. Gözcünün semahı bitip niyaz için huzura vardığında bütün bacılar da onun gibi niyaza gider, hepsi birlikte ayağa kalkarlar, niyazlaşıp ayrıldıklarında bu arada ayakta bulunan bacılara da dua edilir sonra otururlar.
Normal bir cem akşamında ise ilk önce cem erenleri veya uluları olarak anılan yaşlılar başta olmak üzere yaş ve emsalce uygun olanlar musahipleriyle birlikte, diğer canlar da bu şekilde semah etmiş olurlar.
Eğer cem bir adak veya vefattan dolayı canlardan kurbanı olanlarca tertiplenmiş ise, gözcüden sonra ilk önce davet sahipleri semah eder, diğer canlar da yaş ve emsale göre semahlarını yaparlar. Son olarak arzuya bağlı semahlar edilir ve kapıcılar da meydana gelerek semahlarını ettikten sonra semah kapısı kapanır. Gözcü tek başına özel semahını arkasında üç bacı bulunmak kaydıyla yaparak semah kapısını kapatır. Ayakta bulunan bacılardan cem anası, elinde tuttuğu süpürgeyi üç defa yere çalarak; evvela bir Allah, ya Muhammed, ya Ali diyerek diğer bacıya verir. Onlar da aynı şeyi tekrarlar, dara dururlar. Dede, onlara: “Biz üç bacı idik, güruhu naci idik, süpürgeyi süpürdü selman, kör olsun yezidi mervan. Kırklar cümlenize şefaat eylesin.” duasını eder.
Cemde hizmet edenler pozisyonlarına göre sıra ile ayağa kalkıp dualarını alırlar. Dualar şu şekildedir:
Gözcüye, darınız duanız kabul ola, muratlarınız hasıl ola, pirden nazar ola, pir divan, pir divan. Gözcü Karacaahmetlerin himmetleri üzerinize ola. Hz. Mikail’den şefaat bulasınız; Âşıklara, darınız duanız kabul ola, muratlarınız hasıl ola, pirden nazar ola, kolunuz kuvvetli, kalbiniz güferli ola, ocaklarınız aydın ola. İmam Bakır, İmam Caferden şefaat bulasınız; Kurbancıya, darınız duanız kabul ola, muratlarınız hasıl ola, pirden nazar ola, kolun kuvvetli, kesen bereketli ola. Kesmiş olduğun kurbanlar Hz. İsmail’e inen kurbanlar gibi ola; Kapıcıya, siz bizi sakladınız, beklediniz. Cenabı Allah da sizi saklaya, bekleye, Hızır kılavuzunuz, Ali yoldaşınız ola.
Diğer hizmet edenlere de bu mealde dualar edilir. Cem birlemesi başlar, dede dua eder, bütün canlar hep birlikte Allah Allah nidalarıyla dedenin duasına iştirak ederler.
Birlemeden sonra lokma kapısı açılır. Daha önce de değinildiği gibi lokma bir kurbandan olabileceği gibi ceme iştirak edenlerin yanlarında götürdükleri özel yapılmış helva veya buna benzer yiyeceklerin sofralarda paylaşılması ve değiştirilmesi ile olur.
Burada özelliğinden dolayı bir koçun kurban edilmek üzere cem evinde meydana alınarak tekbirlendikten sonra ona edilen duayı dile getirelim.

Kurban Duası
La feta illa Ali la Seyfe illa Zülfikar.Ayeten nesrun minallahi Teala ve fethun garibun ve beşerel müminine ya Allah ya Muhammed ya Ali.
Niyeti kurban, duayı tekbir, bismillahi allahuekber allahuekber la ilahe illallahu vallahu ekber. Allahuekber velillahil hamdü bismillah. Vedduhu aleyhim beni ademe bil hakkı ızgareke kurbanen vetakabbelmineydihim velem yütekabbel minelaher, kale le künnema yetekubbel minallehu, minel mittekini tekbiri bismillah.
Kulinnes semavati, venusiki, vehyaye, vemanetillahi, Rabbil alemin, vebaşirikatihi, vebazilike ümirtu, ve enne evelelmüslimine, vetekabbel minna, kematakabbelte min ibrahime ve ismaile zebilike venu has Medine biyyike, bismillahi allahuekber allahuekber la ilahe illallahu vallahu ekber allahuekber vebil Hamdi bismillah.Vekuline hamdu lillezi, lem yedduhu, veleden velem yekullehu, veliyyun minezzilli ve kebbirhu tekbira “tekbir” velillahil hamd bereketullah, kayyimullah berekati kelimullah innallhu teccari ustadi hani hanira, mani manira, fermane Halil, dermanı celil, canı İsmail tekbir-i bismillah
Bu kurban kurbandır, bu kurban nurdandır. Bu kurban gökten indi, cümle alem bundan kandı. Kurban itikatına, şah devletine diyelim bir Allah Allah. İla ahir. Dede duasını eder.
Lokma ilk önce bir can tarafından dedenin önüne dar vaziyetinde getirilir; dede ona hitaben, kolun kuvvetli ola, sofran bereketli ola, ocağından bucağından Ali sofrası eksik olmaya, diye dua eder. Lokma yenilmeye başlanır. Lokma bitiminde dede, en yakınında bulunan bir cana lokma vererek yürüsün Şah aşkına diyerek lokmayı yürütür. Canlar birbirlerine hü, cümle geçmişlerinin lokması olsun diyerek lokma verir. Dede, tekrar birlerin, üçlerin, beşlerin, yedilerin, kırkların, on iki imamların, on dört masumu pakların, analarımızın, atalarımızın, cümle geçmişlerimizin lokması olsun. Şu dede veya candan kanın, diyerek yanındaki dedeye veya bir cana son lokmasını vererek lokmayı bitirir.
Kur’an’dan bir sure okunur, tekrar sofra duası yapılır. Dede birleme yapar: İlahi, ırakta yakında mağripte, maşrikte, Âlim medet, yolum medet diyen canların, gelip gelemeyenlerin, yetip yetemeyenlerin, bu cemde, bu demde gönlü muradı olanların muratlarının verilmesine şah diyelim şah aşkına. Ele niyaz verilir.
Son olarak da el cem salavat, el cemali Muhammed, Muhammed’in nuruna Ali’nin sırrına, on iki imamlar birliğine, gelmemiz tatlı ola, gitmemiz kutlu ola, her bir adım başına yüz bin Kabe sevabı kaydeyleye, diye son duayı eder. Canlar birbirleri ile hoşlaşırlar. Eğer canlardan birinin veya birkaçının sonraki zamanlarda kurbanı veya adağı varsa gözcü ayağa kalkarak, canlara yerini ve zamanını belirterek onları davet eder.
Toplumun dilek ve temennileri dile getirilerek cemiyette bulunanlar evlerine gitmek üzere cem evinden ayrılırlar.
Yunusefendi Köyünde İtikadın Günlük Hayattaki Yansımaları ve Birbirlerini Etkilemelerine Dair Birkaç Örnek

Cem Akşamları Undan Helva Kavrularak Cemde Lokma Yapılması
Kerbela olayından sonra buradan kurtulanların Medine’ye dönüşleri acıklı, hüzünlü ve yokluk içinde olmuştur. Medine’de bunları karşılayanlar her evden un getirerek helva yaptılar, Kerbela’da şehit olanlar için lokma verdiler.

Vefat Edenlerin Muhakkak Tabutla Gömülmesi
 Yunusefendi köyünde vefat edenler için köknar ağacından bedenlerine uygun ebatta tabut yapılır. Ölenler kefenleriyle bu tabuta yatırılarak defnedilir.

Ölen Bacıların Kınalanarak Defnedilmeleri
Hz. Fatıma babasından kendine miras kalan Fetek hurmalığı yüzünden çok eziyetlere maruz kalmış, hatta kapı arkasına sıkıştırılarak Medet ve Mürvet isimli çocuklarını dahi düşürerek kaybetmiştir. Bunun üzerine, Hz. Ali’ye “Benim ölümümü bunlara gösterme.” diye vasiyet etmiştir. Vefatından sonra Hz. Ali efendimiz de onu tek başına yıkayıp, kınalayıp, kefenlemiş ve gece de defnetmiştir.

Musahipli Olanların Vefatlarında Erkân Çalınması
Musahipli canların ölümleri hâlinde yıkanıp, kefenlenip, tabuta konulduktan sonra daha evlerinde iken, musahibi tabutun başında olmak üzere ceme giren canların katılımı ve iştirakı ile dede tarafından ölüye çıktığı bu yolculukta kabir azabı çekmemesi ve günahlarının af olması için erkân çalınır.

Vefat Eden Cem Ehlileri İçin Kabir Kurbanı Kesilmesi
Ölen bir canın eş ve dostlarıyla düşüp kalktığı, alışveriş yaptığı insanlarla helalleşemeden öldüğü varsayılarak, sağlığında iken nasıl erkâna düştü ise vefatından sonra da ruhunun ebedî istirahatı için kabir kurbanı kesilir. Meydana ölen canın yerine vârisleri dara dururlar. Ölen namına sorgu ve görgüden geçerler. Ölenin borçlusu ve alacaklısı olup olmadığı sorulur, alacaklı çıkmazsa hep bir ağızdan Allah affetsin, hak erenler yardımcısı olsun, diye canlar tarafından ikrar getirilir. Normal kurban tekbirlemesi yapılır, diğer hizmetler de yapılarak ruhu şad edilir. Bu kurbanın masrafları, vârislerince karşılanır.
Köyde yol itikadı ile ilgili olmasa bile sosyal bağların güçlü olmasını temin eden bir uygulamayı da anlatıp konuyu bitirelim:
Genellikle kendi itikadından olanlardan kız alıp olmayanlara kız verilmeyen köyümüz düğünleri öncesinde, damat tarafından düğünün başlamasından bitişine kadar her şeyinden sorumlu olan, düğünden sonra da bunun manevi hazzını duyan bir babalık seçilir.Görevi kına akşamı kız evine gidip eşini kına bitene kadar analık olarak orada tutmak, düğün günü gelini kız evinden erkek evine getirip nikâhına kadar takip etmektir. Babalık olanın çocukları ile damat tarafı bundan sonra kardeş sayıldıklarından birbirleriyle evlenemezler.Bayramlarda ve diğer önemli zamanlarda babalık olanı ziyaret etmek, hatırlarını sormak, bir ihtiyaçları varsa yapmak bunların vazifesi olur.

DİPNOTLAR
*   İ. İ. T. İ. A. Siyasal Bilimler Fakültesi Kamu Yönetimi Bölümü Mezunu.



Not: 35. SAYI - Guz 2005
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Sayfa: [1]
Gitmek istediğiniz yer: