Ana İçerik:

Sayfa: [1]

Gurfani

  • admin
  • Administrator
  • Ebedi Üye
  • ******
  • Mesaj Sayısı: 152
Gurfani
« : Temmuz 01, 2009, 01:15:08 am »

Alevilere göre, tanrıya ibadet etmek, O’na ulaşmak için biçimsel şeriat kurallarına uymak gerekmez. Esas olan biçim değil özdür. Alevi-Bektaşilerin Tanrıya olan bağlılığı ve sevgileri biçimsel olmayıp, özü aşkı esas alan mistik ve tasavvufi bir bağlılıktır. 
Her nereye dönülse Tanrı oradadır. Alevi inancında Tanrı’ya ibadetin belli bir biçimi şekli zamanı mekanı yoktur. Her yerde her zaman Tanrı anılır, ondan yardım istenir.   Tanrı’nın gerçek evi, ibadethaneler değil, insanın gönlüdür. Bu nedenle insanın diğer insanlarla olan dostluğu, onları memnun etmesi, Kabe’yi ziyaret etmek karşılığı (Gönül Kabe’si)[40] olarak nitelendirilmektedir.   
 
Tasavvuf anlayışına göre doğada var olan her şey Tanrı’yı oluşturur, her varlık tanrının bir parçasıdır. Alevi felsefesinde VARLIK yoktan var olamaz ve var olan hiç bir şey  ebediyen yok edilemez.  Alevi-Bektaşilere göre Tanrı’nın insanda görünür, insanın Tanrının yeryüzündeki görüntüsü olduğuna da inanılır. Bu söylemlerin hepsi her şeyin bir olduğu, yani varlığın birliği (vahdet-i mevcud vücud) anlamına gelir.
Aleviliğin bu tanrı anlayışı tüm inananlar tarafından bilinir, fakat her üye bunu bilgi düzeyine göre ve günlük hayatında farklı yorumlayabilir. Alevilikte tanrı genellikle:  Hak[41], Ya Ali, Şah[42],Hü, Hüda, Tanrı, Allah[43]Kamili/insan, Yaradan, Mevla, Dost gibi. değişik isimlerler anılır.
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Sayfa: [1]
Gitmek istediğiniz yer: