Ana İçerik:

Sayfa: [1]

ALEVİLİĞİN OLUŞUM TARİHİ

  • admin
  • Administrator
  • Ebedi Üye
  • ******
  • Mesaj Sayısı: 152
ALEVİLİĞİN OLUŞUM TARİHİ
« : Aralık 10, 2008, 01:14:23 am »

Aleviliğin tarihi Islam’ın  dönemlerine dek uzanır. Hz Muhammed, sağlında kendisinden sonra islam dünyasına önderlik edecek kişi olarak Hz. Ali’yi görüyordu.
Hz. Ali, Hz. Muhammed’ den sonraki ilk müslümandı. Hz. Ali, peygamberin amcasının oğlu ve birlikte büyüdüğü, kardeşi gibi sevdiği bir kişiydi.
Hz. Muhammed vefatından önce bazı hadislerinde ve çeşitli yerlerde yaptığı toplantılardaki konuşmalarında  kendisinden sonra ümmetine yol gösterecek kişinin, rehberin, Ali olmasi gerektiğinin üstünde durarak vurguluyordu.
Hz. Ali, Hz. Muhammed’ in canı gibi sevdiği ve değer verdiği sağ kolu idi. Bu sevginin ve saygının en güzel örneğide Hz. Muhammed’ in çok sevdiği değerli varlığı sevgili kızı Fatma ile Ali’yi evlendirmesiydi.
Hz. Muhammed’in erkek çocuğu olmamıştı. Onun soyu sevgili kızı Fatma ile Ali olan evlilikten olacak çocuklar ile devam edecekti. Ali’yi kendisinden sonra müslümanlara önderlik edecek en uygun kişi olarak görüyordu. Hz. Muhammed bir hadisinde; “ Ulular ulusu Allah, Peygamberi ayrı ayrı ağaçlardan (soylardan) yarattı. Ağacın kökü benim, Ali dalları budaklarıdır. Fatma o ağacın verimidir.
Hasan ve Hüseyin meyveleri, şia’mızda yapraklarıdır. Kim bu ağcın dallarından birine yapışırsa kurtulur. Yapışmayan helek olur.” der.
Hz. Muhammed camaatle sohbet ederken kendisinin de insan olduğunu bir gün bu diyardan göçüp gideceğini ifade ettikten sonra konuşmasını şöyle sürdürür.”Size iki paha biçilmez şey bırakıyorum. İlkin Allah’ın kitabı, diğeri Ehlibeyttim. Size Ehlibeytime uymanızı öğütlerim” dedikten sonra sözlerini bircok hadis kitabında yeralan şu sözlerle sürdürür. Ehlibeyt’ i yani kendi aile çevresini kastederek, “onların  önüne gecmeyin, yani onların hükümlerinden başka bir hüküm vermeye kalkmayın, yoksa helek olursunuz.... /  der.
Hz. Muhammed bir başka hadisinde de “ ben ilmin şehriyim, Ali kapısıdır, şehri dileyen  kapıya  gelsin, Ben hikmetin şehriyim, Ali kapısıdır hikmetin dileyen kapıya gelsin” der.
Gene Ali ile ilgili başka bir hadislerinde  de Hz. Muhammed  şöyle  diyor: “ Ali bedendir ben ondanım, ben kimin mevlası veliyf-i emri isem, Ali insanların hayırlısıdır. Kim bunu kabul etmezse, gerçektende kafir olmuştur...” Hz. Muhammed Kur’an-ı  Kerim ve Hz. Ali ilişkisini ise bir hadisinde  şöyle anlatıyor. “ Ali, Kur’an iledir ve Kur’an  Ali ile; ikisi havuz kenarında benimle buluşuncaya  kadar ayrılmazlar.”
Ali’nin kişiliği ile ilgili bir hadisinde ise “ Ümmetimin en ileri ve gerçek hüküm vereni Ali’dir.Allah’ım O nereye dönerse, nereye varırsa O’nunla beraber ol ....”
Hz. Muhammed kendisinden sonra yerine Hz. Ali’nin görevlendirildiğini bir başka hadisede şöyle açıklıyor; ” Ali benim bilgimin kapısıdır; tebliğe memur olarak gönderdiğim şeyleri benden sonra ümmetime bildiren, açıklayan kişidir; O’nu dinleyin... “ ve “ O’na baş kaldırmak nifak...” der.
Hz. Muhammed, Ebu Talib ‘in evindeki bir toplantıda, ellerini Ali’nin omuzlarına koyarak şöyle der; “ içinizde bu benim  kardeşimdir, vasiymdir, halifemdir, artık O’nu dinleyin  ve O’na itaat edin.” Hz. Muhammed’in  Hz.Ali’yi kendisinden sonra halifesi olarak düşündüğünü birçok kaynakta görüyoruz. Hatta gelecekte olacakları önceden görmüşcesine ileride bu konuda bir bir huzursuzluk çıkması durumunda  Hz. Ali  tarafından tutulması gerektiğini bir hadisinde şöyle belirtir :
“ Benden sonra fitne (huzursuzluk ) olacaktır. Bu oldumu, Ebu Talip oğlu Ali tarafını tutun. Çünkü O bana ilk iman edendi. Kıyamettede benimle ilk dostluk edecek odur. O Sıddıyk-ı Ekber’ dir. O bu ümmetin Faruk’udur. O müminlerin ulusudur, reisidir.”
Hz. Muhammed Veda Haccı’ nda kendisinden sonra yerine Ali’yi vekiltayin ettiğini şöyle açıklamıştır: “ Ben kimin mevlası isem, Ali’de O’nun mevlasıdır.     O’ na dost olana dost, düşman olana düşman ol, O’na yardım edene yardım et, O’nunla horlayanı horla, nerede olursa olsun gerçeği O’nunla beraber kıl...”.
Hz. Muhammed’in bu açıklamasından sora; Ebu Bekir, Ömer ve sahabeden önde gelenler Ali’inin veliliğini kurtlarlar hatta Ömer; “ kutlu olsun sana ne mutlu ey Ebu Talip oğlu Ali, bugün benim ve her erkek ve kadın müminin mevlası oldun” diye konuşma yapar.
Bu gelişmelerden sonra Hz. Muhammed bu doğrultudaki konuşmasının sonunda “kalk ya Ali” diye Ali’yi ayağa kaldırır ve cemaate şöyle der.
“ Benden sonra imam olarak halka doğru yolu göstermek üzere seni seçtim. Senden  razı oldum, Ben kimin mevlası isem Ali’de onun mevlasıdır, özünüz doğru  olarak O’na uyun ...”arkasından ; “Allah’ım O’nu seveni sev O’ na düşman olana düşman ol” diye ilave eder.
Hz. Muhammed  vefatından sonra kendi yerine Hz. Ali’yi düşünmesine ve bunu çeşitli vesilelerle açıklamasına karşın kendisinin dünya değiştirmesinden sonra olaylar düşündüğü gibi gelişmemiştir.
Hz. Muhammed hasta yatarken durumunun ağır olduğunu fark edince çevresindekilere;”Bana yazmak icin bir şeyler getirin. Size bir şey yazdırayım ki, benden sonra asla yol yitirmeyesiniz” der.
Peygamberin bu isteğinin yerine getirilip getirilmemesi konusunda tartışma çıkar. Orada bulunan Ömer ve çevresi  Peygamberin kendinde olmadığını, yazacaklarının geçersiz olacaığı  ve hatta Peygamberin “ sara nöbeti “  geçirdiğini söyleyerek vasiyetin yazılmasına engel olurlar.
Böyle olunca Hz. Muhammed vasiyetini yazmadan dünyasını değiştirir. Hz. Muhammed’in vefatı karşısında; başta Hz.Ali ve Fatma olmak üzere yakın çevresi şok olur. Peygamberin ölümü karşısında sevenleri şaşkına dönerler.
Bu şaşkınlık atlatılmadan büyük bir üzüntü hali yaşanırken; Hz. Ali, Hz. Fatma , Selman-ı Faris ve aile yakınları acı içinde Hz. Muhammed’in cenaze işleri ile uğraşırken, Ömer etkisi altına aldığı bazı kimselerle Ebu Bekir’i halife ilan eder. Arkasından  da önüne geleni kılıç korkusu ile Ebu Bekir’e biat’a  zorlar..
« Son Düzenleme: Aralık 14, 2008, 03:56:24 am Gönderen: admin »
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Sayfa: [1]
Gitmek istediğiniz yer: