Ana İçerik:

Sayfa: [1]

ALEVİLİĞİN İNANÇ KAYNAKLARI

  • admin
  • Administrator
  • Ebedi Üye
  • ******
  • Mesaj Sayısı: 152
ALEVİLİĞİN İNANÇ KAYNAKLARI
« : Aralık 10, 2008, 01:14:40 am »

Aleviligin inanc ve ibadet esaslarını görmeden önce, bu esasların günümüze hangi şekillerde ulastığına değinmek gerekir. Alevilik günümüze sözlü ve yazılı olmak üzere iki kaynaktan ulaşmıştır. Sözlü gelenek nesilden nesile aktarılan bilgi ve uygulamalar ve Dedelerin günümüze ulaştırdığı bilgiler şeklinde günümüze ulaşmıştır. Sünni kitlelerin aksine egitim kurumlarından yoksun kalan Aleviler inanc, gelenek ve kültürlerini daha çok bu yolla günümüze ulaştırmışlardır. Cevreyi temsil eden ve göcebe/ yari göcebe kitlelerin oluşturduğu bu gruplar, resmi din anlayışına karşı bir dinsel anlayışı, yani heterodoksiyi temsil ediyorlar, toplumsal yapıları itibariyle, sünni cevrelerin aksine, egitim ve kültür kurumlarından yoksun bulunuyorlardı. Bektaşi dergahlarında ise belli bir organizasyon bulunmaktaydi. Bu dergahlarda bulunan Bektasi dervişleri ve onlarin nüfuzundaki kitleler, Ocakzade dedelerin faaliyette bulunduklari kitlelerle kiyaslanmayacak ölçüde kurumlaşmış idiler. Bu durumu arşiv belgelerinden rahatlıkla görebiliyoruz. Ocakzade dedelerin faaliyette bulunduğu yerlerde yaşayan kitleler Bektaşi dergahlarından daha farklı bir organizasyona tabii bulunmaktaydılar. Bu kitleler arasında, bilgiler, yazılı olmayan yani sözlü gelenege dayalı bir şekilde nesilden nesile aktarılıyordu. Merkezi iktidarların bu kitleler üzerindeki baskısı ve zaman zaman gerçekleşen sürgünlerin yarattığı olumsuzluklar bu kitlelerin yaşamlarının her alanına yansımış, örneğin Cem ayinleri büyük bir temkinle ve gizlilik içerisinde yapılır olmuştur. Alevi Yol ve Erkanının günümüze ulaşmasının ikinci kaynağı ise yazılı kaynaklardır. Ancak bu kitlelerin sosyal yaşamlarının doğal bir sonucu olarak, sahip oldukları yazılı eserler de oldukça sınırlıdır. Alevi köylerinde yaptığımız araştırmalarda, daha çok dede evlerinde nefeslerin ve deyişlerin yer aldığı kitaplar (Cönkler), Menakib-i Imam Cafer-i Sadik, Hutbe-i Düvaz-deh İmam/Menakib-i Seyyid Safi, "Küçük Buyruk" olarak da bilinen "Dergah-i Ali’de Seyyid Abdülbaki Efendi’nin Erenlere Muhib olan Temiz inanclı Müminlere Gönderdiği Mektup" başlıklı bir kitapçık, Makalat-i Haci Bektaş-ı Veli ve Vilayetname adlı el yazması (Osmanlica) eserlerin varolduğunu biliyoruz. Oysa sünni kesimler yüzyillara yayılan zaman sürecinde medreseler ve seyh-mürid ilişkisi cercevesinde bircok eğitim kurumlarına sahip olmuş, bu şekilde yüzlerce eser kaleme alınmıştır. Bektaşı dergahları eğitim faaliyetleri ve aracları bakımından da, ocakzade dedelere bağlı Alevilerle kıyaslanmayacak ölçüde kurumsallaşmış idiler. Dergahlarda yüzlerce cilt eser bulunurken Alevi köylerinde sadece Dede evlerinde elyazması kitaplar bulunurdu.
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Sayfa: [1]
Gitmek istediğiniz yer: